Konya Taş Bina’da 1-8 Eylül 2025 tarihleri arasında "Narinden Nazenine; Sanatın Zarafeti" sergisi sanatseverleri ağırlıyor.
Sergide yer alan eserleriyle dikkat çeken Nahhat Abdullah Şanlı, sanat yolculuğunu ve ahşapla hattı buluşturduğu zarif çalışmalarını Anadolu’da Bugün için anlattı.
1966 yılında Konya’da doğan Abdullah Şanlı, asıl mesleği ticaret olmasına rağmen sanata olan tutkusu sayesinde nahhatlık alanında usta bir isim haline geldi. 1993 yılında hat sanatına ilk adımını atan Şanlı, bu yolculuğun Hüseyin Öksüz Hoca’dan aldığı derslerle başladığını belirtiyor.
“HAT VE AHŞABIN BİRLEŞTİĞİ AN BENİ BÜYÜLEDİ”
Naht sanatıyla tanışmasının rastlantı olmadığını söyleyen Şanlı, 1998-1999 yıllarında Konya’da düzenlenen bir sergide gördüğü eserlerin hayatını değiştirdiğini “Hat sanatıyla ağacın, ahşabın birleştiği o an beni çok etkiledi. Ortaokul yıllarında okullarda ağaç işleri dersi görürdük, kıl testereyle çalışmayı bilirdim. Bu bilgiyi hatla birleştirerek bugünkü noktaya geldim” sözleriyle dile getirdi.

“HAT, KURALSIZ İLERLEYEN BİR SANAT DEĞİLDİR”
Sanatının temelini hat sanatı oluşturuyor. Her harfin, her kıvrımın, her eğimin belirli bir ölçüye dayandığını anlatan usta nahhat, bu disiplinin yıllar süren bir eğitimle kazanıldığını vurguluyor.
Şanlı, “Kalemin kalınlığı bile bir ölçüdür. Örneğin bir elif harfinin boyu 10 nokta olmak zorundadır. Zülfelerin yatıklığı bile ölçüye tabidir. Bu sanat, sadece estetik değil aynı zamanda matematiksel bir disiplindir" diyor.
“BİZİMKİSİ AKTARMA; ASIL USTALIK HATTAT VE MÜZEHHİPLERDE”
Ahşap üzerine yazı aktarma sürecini “Kolay olmayan ama temel zorlukların hattatlarda ve müzehhiplerde olduğu” belirten Şanlı, eserlerinin hazırlanış sürecini ise “Önce ahşap zemin hazırlanır, ardından hat yazısı kesilir. Teslimi yapılır, monte edilir, verniklenir. Eğer eserde altın süslemeler varsa en son altın işleri uygulanır. Her aşaması ayrı bir dikkat ister.” Sözleriyle aktardı.
“İZİN ALMADAN BİR TEK HARF BİLE KESMEYİZ”
Sanatında etik değerlere büyük önem verdiğini belirten Abdullah Şanlı, referans aldığı her eserin sahibinden mutlaka izin aldığını vurguluyor.
Şanlı, “İzinsiz hiçbir yazıyı kesmedik. Bu hem kul hakkıdır hem sanatın ruhuna aykırıdır. Kopyalamak yerine eserin orijinaline ulaşır, sanatçısından müsaade isteriz. Hattatın imzası yoksa o levhayı yapmayız” dedi.

“BU İŞE MERAKLI OLANLARA KAPIMIZ AÇIK”
Sanatını paylaşmaktan çekinmeyen Şanlı, bu alana ilgi duyanlara da kapılarının açık olduğunu ifade ediyor. Ancak özellikle evde çalışacaklara ufak bir uyarıda bulunarak “Evde çalışacaksanız önce hanımınızdan izin alın! Temizlik açısından biraz sıkıntı olabilir. Ama gerçekten keyifli bir iştir. Başladığınızda bırakamazsınız. Meraklısına her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.
Naht sanatı, hat sanatını ahşapla buluşturarak zaman, sabır ve estetik duygunun iç içe geçtiği eşsiz bir alan sunuyor. Abdullah Şanlı da bu alandaki incelikli çalışmalarıyla sanatın zarafetini Konya’da yaşatmaya devam ediyor. Konya Taş Bina’daki sergi, bu nadide eserleri görmek isteyen herkes için 8 Eylül’e kadar ziyarete açık.