Kaşığın tarihi geçmişi, kaşık kültürü, kaşığın çeşitleri, kaşıkla ilgili deyimler ve atasözleri ile kaşığın metafizik yönüne varıncaya kadar kaşıkla ilgili her şeyi kendine has üslubuyla dile getiren Kaşıkçı Dede M. Sami Onay, doğma büyüme Konyalı olduğunu belirterek kaşıkçılığı babası Kaşıkçı Hâfız Şükrü Onay’dan öğrendiğini belirterek “Kültür Bakanlığı tarafından 2012’de açılan bir projeye katıldım. Ve Geleneksel El Sanatları Ustası olarak kayıtlı bir kaşıkçı oldum” dedi. Ahi M. Sami Onay, Anadolu’da ‘Konya Kaşıkçılığı’nın meşhur olduğunu belirterek buna şu sözlerle açıklık getirdi: “Hz. Mevlâna Konya’ya geldikten sonra bu kaşıkçılık çok ilerlemeye başlamış. Her yerde kaşık yapılıyor. Ama Konya kaşıklarının estetiği, inceliği, zarafeti ve ağırlıklı olarak şimşir ağacından yapmış olmalarından dolayı Konya kaşıkçılığı çok ilerlemiş.” Konya’daki meşhur kaşıkçıları “Dr. Ali Kemal Belviranlı’nın kaşıkçılığı da meşhurdur. Hatip Ruşen Efendi(İtalya’da ödül aldı), Hoca Hüsnü Efendi, Mehmet Vehbi Efendi, Hatip Ali Rıza Efendi, Hoca İsmail Hakkı Belviranlı, Kaşıkçı Hafız Şükrü Onay.” diye sayan Onay, kaşığın Anadolu’daki bölgesel adlarını da şöyle sıraladı: arasında “Kımıç, Gışık, Cemiç, Cemişge, Çamça, Çamçak, Çonça, Çönçek, Kançul, Kurçul, Karşuk, Kirki, Kırmaş ve Çagan.” Kaşığın fizikî tarafından da bahseden Kaşıkçı Dede Onay, Dergâh ve Ocak’larda dervişler ile muhibbanların ceplerinde kaşık taşıdıklarını, dergâhlarda nefsin terbiyesi adına “çorba, pilav, hoşaf” dan başka bir yemek pişmediğini hatırlattı. Onay, Yeniçeri Ocakları’nda savaşçı askerlerin “Kaşık arkadaşı” olduğunu ve bunun da burun ile yüzlerini oklardan korumak için miğferlerinin arasına sapı fil dişinden, başı deve kemiği ve kaplumbağa göğsü kemiğinden yapılma kaşık soktuklarından dolayı olduğunu ifade etti. Onay, sağlık açısından hiçbir zararı olmayan kaşığın parlak görünmesinde vernik değil, çam sakızına karıştırılan yağlardan elde edilen rugan kullandığını söyledi.