Konya
Açık
21°
Aksaray
Açık
19°
Karaman
Açık
21°
Anadolu'da Bugün Politika Anahtar Parti Altınekin'den sert uyarı! "İthalata bağımlı olduk"

Anahtar Parti Altınekin'den sert uyarı! "İthalata bağımlı olduk"

Tarımsal dış ticaret açığının 12 yılda 7,9 milyar dolara yükseldiğini söyleyen Anahtar Parti Altınekin İlçe Başkanı Mustafa Yıldırım, çözümün “kooperatif tabanlı havza koordinasyon modeli” olduğunu vurguladı.

Anahtar Parti Altınekin'den sert uyarı! "İthalata bağımlı olduk"
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 2 dk

Anahtar Parti Altınekin İlçe Başkanı Mustafa Yıldırım, 'Tarımsal İthalat Artıyor, Üretici Kaybediyor: Çözüm Birlikte Üretim' başlığıyla yazılı açıklamada bulundu.

Yıldırım'ın açıklaması şu şekilde:

"Türkiye’nin en verimli havzalarından Fırat–Dicle Bölgesi’nde 1977 yılında başlayan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), bölgeyi güçlü bir tarım merkezine dönüştürmeyi hedefleyen devasa bir kalkınma atılımıydı. Atatürk Barajı’ndan enerji tesislerine, sulama tünellerinden Silvan Barajı gibi güncel projelere kadar, bugünün parasıyla 100 Trilyon lirayı aşan altyapı yatırımı tamamlandı. Örneğin, tek başına 255 milyar TL maliyetle 2,35 milyon dekar araziyi suya kavuşturacak Silvan Projesi, bu sermayenin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Devlet, bölgeye yarım yüzyıldır devasa bir altyapı sermayesi aktarmasına rağmen, bu yatırımlar tarımsal üretimde beklenen sıçramayı sağlamakta yetersiz kaldı. Ne yazık ki, onca yatırıma rağmen bölgenin potansiyeli tarımsal dış ticaret dengesine olumlu yansımadı. 2013 ile 2025 yılları arasında 7,9 milyar dolarlık şaşırtıcı bir tarımsal dış ticaret açığı oluştu. Sadece 2023 yılında dahi, 1,3 milyar dolarlık ihracata karşılık 1,6 milyar dolarlık ithalat yapıldı.

Sorun su değil, toprak değil; sorun yönetim ve üretim örgütlenmesidir. Bu başarısızlığın ardında yatan gerçek, bölgedeki köklü yapısal eşitsizliklerdir. Verilere göre; toprağın %63’ü küçük bir kesimin elinde bulunurken, halkın %81,5’i toplam arazinin sadece %37’sini kullanmaktadır. Üretilen gelirin yaklaşık %70’i ise çiftçilerin yalnızca %1,5’lik küçük bir dilimine akmaktadır. Parçalı araziler ve dağınık üretici yapısı, verimliliği doğal olarak düşürmekte ve bölgenin potansiyelini kâğıt üzerinde bırakmaktadır. Bu tablo devam ettikçe ne verim artar ne de beklenen refah sağlanır.

Bu yapısal sorunu aşmak için somut ve uygulanabilir bir çözüm önerisini net bir şekilde ortaya koyuyor: Havza Koordinasyon Modeli. Bu modelin dört temel adımı şunlardır:

* Küçük çiftçiler kooperatif çatısı altında tek bir büyük üretici gibi yönetilecek.

* Devlet, tohum, gübre, enerji ve su gibi tüm girdileri sübvanse ederek karşılayacak.

* Üretim planlaması kooperatifler tarafından, havzanın ihtiyaç ve potansiyeline göre merkezi olarak yapılacak.

* Devlet, üretilen mahsulü garantili fiyatlarla satın alacak. Bu model sayesinde; araziler, tapuları üreticinin cebinde kalmak şartıyla birlikte ekilecek ve birlikte yönetilecek. Böylece çiftçi güçlenecek, katma değer artacak, kronik dış ticaret açığı kapanacak ve en önemlisi refah tabana yayılacaktır.

Toprak bizim, su bizim, emek bizim… Doğru üretim modeliyle bu topraklar yeniden milletin sofrasına bereket, üreticinin cebine güç verecek."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız