Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrası yaptığı konuşmada muhalefete şu cümlelerle yüklendi:
- Aziz milletim, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını sıradan bir tarih geçişi olmanın ötesinde kazanımlarımızın ve hedeflerimizin muhasebe meselesi, vizyonlarımızın noktası görüyor, hazırlıklarımızı ona göre yapıyoruz.
- Coğrafyamızdaki hakimiyetimizin birinci yılına yaklaştığımız bir dönemde bu tür muhasebelere ve vites büyütmelere daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır.
- Selçuklu'dan Osmanlı’ya oradan Cumhuriyete miras kalan Anadolu’daki varlığımızı ilelebet kılmak için dünyanın ve bölgemizin değişen şartlarını iyi okumalı kendimizi hep bu coğrafyanın üstünde konumlandırmalıyız.
- Aradan geçen bunca asra, yaşanan onca hadiseye rağmen bu toprakların hakimiyetimizde olmasını hala hazmedemeyenler olduğu gerçeğini biz değil karşımızdakiler sürekli hatırlatıyor.
- Osmanlı’nın yıkılışı ve Cumhuriyetin kuruluşu sürecinin her bir adımı, her bir gelişmesi bu hakikatin birer vesikasıdır.
- Bilhassa 18’inci yüzyıldan itibaren verdiği mücadelelerin yol açtığı tüm yorgunluğa, tüm yıpranmışlığa, ödediği onca bedele rağmen insanımızın milli mücadeleye dört elle sarılmasının gerisinde de aynı bilinç vardır.
- Başkomutanlığını Gazi Mustafa Kemal’in yaptığı milli mücadeleyi, şanlı tarihimizin bu topraklardaki son devleti Cumhuriyet ile taçlandırmamız milletimiz için yeni bir başlangıç anlamına gelmektedir. Cumhuriyet dönemi boyunca da hem geçmişten gelen yüklerin ağırlığı hem yeni devletimizin kuruluş sancıları sebebiyle, demokratik ve ekonomik gelişim adımlarımızı epeyce yavaş atabildik.
- Buna rağmen, önce çok partili siyasi hayata geçerek, ardından darbeler, siyasi istikrarsızlık ve terörle kesintiye uğrasa da kalkınma hamlelerimizi başlatarak kendimize yeni bir yol çizdik.
- Geçtiğimiz 20 yıl eser ve hizmet siyasetinde ülkemizin altın çağı olarak tarihteki yerini almıştır. Tüm bu arka plandan hareketle Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını Türkiye yüzyılı ülküsü ile başlattığımız büyük atılımın sembolü- haline getirmek istiyoruz.
- İki asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini Türkiye yüzyılının girizgahı ve garantisi olarak addediyoruz.
- Bu anlayışla Cumhurbaşkanlığı olarak İletişim Başkanlığı’mızın koordinasyonunda kapsamlı bir yüzüncü yıl kutlama programı oluşturduk. Milletimize son iki asırda yaşadığımız kayıpları ve kazanımları hatırlatacak. Ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek Türkiye yüzyılı iddiamızı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak bu programı yüzyılın işini 20 yıla sığdırdık şiarıyla hayata geçireceğiz.
- Böylece Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yeni bir şevkle yeni bir dinamizmle yeni bir heyecanla başlamayı ümit ediyoruz. Tabii Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına addettiğimiz 2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atılımlarımızın ilk istasyonudur.
- Ardından fethin 600’üncü yılına adağımız 2053 vizyonumuz geliyor. Bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurlarıyla şimdiden şekillendirmeye başladık.
- Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimizi ise Malazgirt zaferimizin 1000’inci yılına atfettiğimiz 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız.
- 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, altyapısını hazırlayacak, hedeflerini oluşturacaktır. Görüldüğü gibi biz Türkiye’yi 2023’te hedefleriyle buluşturmanın, 2053 vizyonuna hazırlamanın, 2071 hayallerini şekillendirmenin peşindeyiz. Muhalefet ise maalesef 1908’in bir adım ötesine geçememiş bir ruh haliyle ‘istemezükçülük’ dışında herhangi bir hedefe ve vizyona sahip değildir.
- Bizim ülkemizde gerçekleştirdiğimiz büyük demokrasi ve kalkınma devriminin eksikleri hatta hataları da olabilir. Bunları açık yüreklilikle ortaya koyacak, kazanımları kabul edip eksiklikleri tamamlayacak bir muhalefet ile her şeyi konuşmaya hazırız.
- Sorumluluğumuzun milletimize karşı olduğunun şuuruyla hayırda yarışan eser ve hizmet siyasetini merkeze alan bir yönetim anlayışının gereklerini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz.
- Buna mukabil karşımızda sadece Türk milletinin bu coğrafyada yaşadığı en büyük felaketlerden birini sahiplenmenin ötesinde siyaset ortaya koymayan arkaik bir muhalefetimiz var.
HERŞEYE KULP TAKAN MUHALEFET ANLAYIŞI
- Yapılan her yatırıma bir kulp takan, getirilen her hizmete, gerçekleştirilen her projeye karşı çıkan fakat ortaya kayda değer herhangi bir program, hazırlık, teklif ve hatta hepsini geçtim niyet dahi koyamayan sığ bir muhalefetle karşı karşıyayız.
- Bizim referansımız, geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız hizmetler ve eserlerdir. Muhalefetin referansı ise ülkemizi yüzyılımızın başında felakete koskoca bir imparatorluğu yıkıma sürükleyen yaklaşımdır, söylemdir, zihniyettir.
- Gerçi henüz kendi yakın tarihini bile doğru okumayı beceremeyenlerin bugünkü dünyayı, aktörleri ve ilişkileriyle kavramasını, ona göre politikalar geliştirmesini beklemenin biraz boş hayal olduğunun farkındayız.
- Buna rağmen siyaset sayesinde varlık gösterme, söz söyleme ve destek talep etme niyetiyle ortaya çıkanlardan azıcık da olsa feraset, azıcık da olsa onurlu duruş beklemenin bir vatandaş sıfatıyla hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
- Halbuki bu ülkede ‘siz hele bir oy verin gerisini sonra hallederiz’ diye ortada salınan ‘düşün arkama’ deyip milleti uçuruma sürükleyen siyaset tarzının devri kapanalı çok oldu.