AK Parti Konya Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Üyesi Meryem Göka, Fransa'nın Strazburg kentinde gerçekleştirilen AKPM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmalarda Türkiye'ye yönelik çifte standart eleştirisinde bulunurken, göçmen ve mültecilerin sağlık hizmetlerine erişimi konusunda Türkiye'nin insani yaklaşımına dikkat çekti.
Genel Kurul'da ilk olarak Türkiye'ye yönelik değerlendirmelere ilişkin konuşan Göka, Türkiye'nin sürekli önyargılar ve çifte standartlarla ele alınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bazı çevrelerin Türkiye söz konusu olduğunda farklı bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Göka, Avrupa'da yürütülen hukuki süreçlerin "hukukun işleyişi" olarak değerlendirilirken, benzer süreçlerin Türkiye'de siyasi gerekçelerle yorumlandığını belirtti.
Yargı süreci devam eden davalar hakkında hüküm vermenin parlamenterlerin görevi olmadığını vurgulayan Göka, ciddi iddialar ve somut suçlamalar karşısında karar verme yetkisinin bağımsız yargıya ait olduğunu ifade etti.
Paris, Berlin ve Brüksel'de hukukun gereği olarak görülen uygulamaların Türkiye söz konusu olduğunda farklı ölçütlerle değerlendirilmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getiren Göka, Türkiye'nin önceliğinin NATO'nun kilit müttefiklerinden biri olarak Türkiye-Avrupa stratejik ortaklığını güçlendirmek ve ortak güvenlik sorunlarına birlikte çözüm üretmek olduğunu kaydetti.
"HER İSTATİSTİĞİN ARKASINDA BİR İNSAN HİKÂYESİ VAR"
AKPM Genel Kurulu'nda, raportör Doç. Dr. Pelin Yılık'ın hazırladığı "Göçmenlerin ve Mültecilerin Sağlık Hizmetlerine Erişimi" başlıklı rapor üzerine de değerlendirmelerde bulunan Göka, göç konusunun yalnızca istatistiklerle değil, insan onuru perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi.
"Her istatistiğin arkasında bir insan hikâyesi vardır." diyen Göka, göçmen ve mültecilerin Avrupa'ya ulaşmadan önce savaş, zulüm, sömürü, tehlikeli yolculuklar ve psikolojik travmalar yaşadığını, karşılaştıkları engellerin ise sınırda sona ermediğini ifade etti.
İdari prosedürler, dil engelleri, hukuki belirsizlikler, yetersiz kabul koşulları ve temel hizmetlere erişimde yaşanan sorunların göçmenlerin karşılaştığı başlıca engeller olduğunu belirten Göka, Avrupa'nın insan hakları alanındaki güvenilirliğini koruyabilmesi için göç yönetiminde güvenlik ile insan onurunu birbirinin alternatifi olarak görmeyen bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.
Kadınlar, kız çocukları ve refakatsiz çocukların özel koruma ve ilgiye ihtiyaç duyduğunu dile getiren Göka, Türkiye'nin son on yılı aşkın süredir modern tarihin en büyük insani sorumluluklarından birini üstlendiğini söyledi.
Türkiye'nin bunu siyasi gerekçelerle değil, insan vicdanının gereği olarak yaptığını belirten Göka, "Pek çok ülke yük paylaşımını tartışırken Türkiye harekete geçti. Bugün milyonlarca yerinden edilmiş insan ülkemizde sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerden yararlanıyor." ifadelerini kullandı.
Raporda Türkiye'nin Göçmen Sağlığı Merkezleri başta olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran uygulamalarının da takdir edildiğini hatırlatan Göka, sağlık hakkı başta olmak üzere evrensel hakların seçici şekilde savunulamayacağını belirterek, Türkiye'nin insani sorumluluklarını yerine getirmeye ve uluslararası dayanışmaya katkı sunmaya devam edeceğini söyledi.