Pulmoner hipertansiyon yani akciğer hipertansiyonu, vücutta dolaşan kanı oksijenlenmek üzere kalpten akciğerlere getiren damarlardaki kan basıncının artmasıdır. Kalp, akciğer hastalıkları nedenlerine bağlı olmakla beraber romatizmal hastalıkların seyri sırasında da ortaya çıkabilmektedir. Akciğer tansiyonu kalıtsal zeminde çok nadir görülen bir hastalıktır. Ancak genelde hastalara çok geç tanı konulduğu için çok ileri evrelerde yakalanabilmektedir. Pulmoner hipertansiyon ile birlikte pulmoner arterlerin duvarları kalınlaşır, sertleşir ve kanın geçmesine izin verilmez. Azalan kan akışı kalbin sağ tarafındaki atardamarlardaki kanın pompalanmasını zorlaştırır ve bu durum kalp yetmezliğine neden olur. Her yaştan insanı etkileyebilecek nadir bir durum olsa da farklı bir kalp ile akciğer hastalığı olan kişilerde daha sık görülür. Kardiyolojik kontrollerde pulmoner hipertansiyon açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Belirtiler, hem kalple hem de akciğerle ilgili olduğu için bu tür şikayetleri olan hastaların kardiyoloji uzmanı ve göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Pulmoner hipertansiyon, 30 ila 60 yaşları arasındaki kişilerde daha sık teşhis edilir. Yaşlanmak, pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) geliştirme riskini artırabilir. Ancak, idiyopatik PAH genç erişkinlerde daha sık görülür” dedi. AB Haber Merkezi