Röportaj Haberleri

Röportaj

“Nabızdan hastalık teşhisi yapıyorum”
29 Mayıs 2017 10:35

Türkiye’nin sayılı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanlarından Prof. Dr. Cemile Öztın Öğün'ün

“Nabızdan hastalık teşhisi yapıyorum”

Türkiye’nin sayılı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanlarından Prof. Dr. Cemile Öztın Öğün, “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp’ta inanılmaz Allah inancı ve felsefe var. Olay çok basit değil, çok derin o deryada bir damlayım. Herkes hayatında mutlaka Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile tanışmalı” dedi

 

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cemile Öztın Öğün, beslenmenin insan bedeni ve ruhu üzerinde çok önemli etkiye sahip olduğunu belirterek, ağır ruhsal hastalıkların özel diyetlerle tedavi edebileceğini anlattı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Adana doğumluyum. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında ihtisas yaptım. Anestesizm aynı zamanda yan dal olarak üs ihtisas gerçekleştirdim. İki ihtisasım var. Anestezide geçirdiğim dönemde akademik kariyerim Konya’da şekillendi. Selçuk Üniversitesi’nde ardından Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi’nde yrd doç ve prof süreçlerim geçti. Bu dönemde de daha çok akciğer, kalp ameliyatları ve yoğun bakım üzerine ihtisaslaştım. Ağrı konusunda çalıştım.şu anda da Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon olarak çalışıyorum.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile ne zaman tanıştınız?

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile Ankara’daki ihtisasım döneminde tanıştım. Hocam Birsen Saygın, Türkiye’nin ilk kadın anestezi profesörlerinden biriydi. Akupunktur öğrettiği birkaç öğrenci içerisinde ben de vardım. Akupunkturla 1990 yılında tanıştım ve bu sevda o zaman başladı. İlk altın ve gümüş iğnelerle temasım o dönemde gerçekleşti. Kendimi bildim bileli Geleneksel Ve Tamamlayıcı Tıp’a sürekli bir ilgim vardı. Daha sonra Çin, Amerika ve Rusya gibi farklı ülkelerde hocalardan eğitim aldım. TÜBİTAK’ın sertifikalandırdığı hekimler arasında yer alıyorum.

Hangi uygulamaları gerçekleştiriyorsunuz?

Hemen hemen tüm branşlarımda Tamamlayıcı Tıp ile temasım oldu. Akupunktur, hacamat, posturoloji, proloterapi, nöralterapi, kuantum chek-up, fitoterapi, detoks, PRP kök hücre, yüksek dozda C vitamini, medikal estetik tedavilerini uyguluyorum. Şu anda da homeopati il çok meşgulüm. Yani benzerini benzeriyle tedavi et yöntemi. Aromaterapi ve ozon eğitimi aldım. Ozon tedavisini Alman değil Rus ekolü olarak uyguluyorum. Kan değil serum ozonlu yapıyorum. Bu açıdan farkım var diye düşünüyorum. Çünkü bunu yapan dünyada çok az insan var.

Beslenmenin bedensel ve ruhsal hastalıklar konusundaki etkisi nedir?

Tabii ki etkisi göz ardı edilemez hastalıkların kaynaklarından biri de beslenme diyebiliriz.

Münih Üniversitesi’nde beslenme sertifikası aldım. Amerika’dan Nataşa Cample hocadan ders alarak Gabs Sertifikası’na sahip oldum. Bu sertifikaya sahip Türkiye’de ilk doktorlardan biriyim.

Gabs, tamamen bağırsağın ikinci beyin olduğunu söyleyen ekoldür. Bağırsağın, başta otizm depresyon, şizofren gibi psikolojik hastalıklar olmak üzere ve bütün infertilite vakaları, polikistik over gibi nedenlerden dolayı çocukları olmayan kadın ya da erkekleri sorunlarını, astım, alerji rahatsızlıklarını, hiperaktif çocukların durumlarından bile bağırsağın sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda özel diyetler ve tedavilerle de hastaları tedavi ediyoruz.

Ruhsal hastalıklarda beslenmenin etkisi olduğu söylediniz. Beslenmeyi düzelterek şizofren, depresyon gibi hastalıklar tedavi edilebilir mi?

Şizofrenin nedeni beyindeki toksinlerden oluşuyor. Dolayısıyla şizofrenin Gabs diyetiyle çözümü var. Psikiyatrik hastalıkların yüzde 98’i ruhsaldır diye bir şey yok. Hastalandırma faktörleri vardır. Endişe, hastalanma faktörüdür direk organları bozar, korku böbreği işitme kaybı ya da kemik ağrıları oluşturur. Sahte neşe de kalp rahatsızlıklarını ortaya çıkarır. Yani endişe, korku, hayal kırıklığı insanı hastalandırır, vücudun kimyası bozar. Bu hastalıkların kaynağı ruhsalsa neden ağzında ilaç veriliyor. Ruhunu tedavi etsinler müzikle tedavi etsinler. Depresyon ilacı almak ise hayatta yapılacak en yanlış şeydir.

Hastalıkları nabızdan teşhis edebiliyorsunuz. Bunu nasıl yapıyorsunuz anlatabilir misiniz?

Nabızla teşhis İbni Sina’nın kullandığı bir yöntem bunu yapıyorum. Kuantum check-up kullanıyoruz. Vücudu baştan aşağıya tarıyoruz. Hastanın var olan hastalıkları ve meyilli olduğu rahatsızlıkları tespit edip önlemler alabiliyoruz.

Hacamat, akupunktur ve medikal estetik uygulamaları uzman olmayan kişiler tarafından da yapılıyor ve istenmeyen sonuçlarla ortaya çıkıyor bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alanında eğitim almayan kişiler tarafından merdiven altında, kıyıda köşede bu tedavilerin yapılması tabii ki doğru değil ve yasaktır. Hekim olmamıza rağmen yaparken komplikasyonlar karşılaşmamak için özel eğitimler alıyoruz. Anatomi bilmeyen birisine insanların, kendilerini nasıl emanet ettiklerini anlamıyorum zaten. İğneyi yanlış bir damardan verirseniz çürür gider, sinire verirse felç durumu ortaya çıkar. Bu şekilde olumsuz durumlarla çok karşılaşıyoruz. Bu kişiler bu işlemleri harcı âlem yapıyorlar.

Türkiye’nin Geleneksel Tıp’ta geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de bu işler çok harcı âlemdi. Kimin ne yaptığı belli değildi. Bir bilimsellik yoktu, ben yaptım oldu sistemi vardı. Bir önceki Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun bu işe el atmasıyla artık bu sektöre gönül veren insanlar bu işi ele aldı.

Geleneksel Tıp ve Tamamlayıcı Tıp arasındaki fark nedir?

Geleneksel Tıp, Tamamlayıcı Tıbbın içinde kaybolmuş bir parçadır. Esas olan Tamamlayıcı Tıp’tır, tıbbın kendisidir. Geleneksel Tıp yüzyıllardır uygulanmış kabul görmüş tıbbi uygulamaları içerir. Yani İslam tıbbında hacamat Türklere özgü bir şey değildir, Mısır’da da çok eski bir yöntemdir. İslam ile alakası yok. Ancak Peygamberimizin bazı noktalara yaptığı hacamattan dolayı sünnet hacamat vardı. Üç noktaya özellikle yapılır. Bunların anlamı özelliği vardır. Kötü enerjileri de çıkardığı söylenir. Yani hacamat geleneksel tıbbın detoks yöntemidir. Kılcal damarlardan kan alınarak kan akıtarak değil, hacamat delme kesmenin birlikte yapıldığı bir yöntemdir. Herkes yapmamalıdır, akupunktur noktalarını çok iyi bilmek gerekiyor. Zaten akupunktur da Allah’ın hediye olarak gönderdiği öğretilmiş öğretilerdir. Yeryüzünde öğretilen birçok şey var üzerine bir şeyler koymuşlar. Akupunktur bilmeyen biri hacamatı nasıl yapıyor, sterilizasyon bilmiyor, anatomi bilmiyor. Harcı âlem göstermelik yerlere yapılıyor ki bu yerler herkesin vücuduna göre farklı yerlere yapılır.

Kafaya hacamat yapılması doğru mu?

Tabii ki yapılabilir ancak nasıl ve hangi noktaya yapıldığı kesinlikle çok önemli. Kafada çok tehlikeli bölgeler var oraya yapılırsa insanı çıldırtabilir. Anatomi bilmeyen biri yaparsa insanı hatta öldürebilir beyine doğru girersiniz. İstenmeyen durumlar olabilir.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamaları devlet tarafından karşılanıyor mu? Bu uygulamalar pahalı mı?

SGK uygulamalarımızı hala karşılamıyor. Herkes kendisi tamamen şahsen finans etmek zorunda devlet destek çıkmıyor. Bu uygulamalar İstanbul ve Ankara’da bizim 4 ila 5 katımıza yapılıyor. Hem de yetkin olmayan insanlar tarafından ancak sonuçta fayda görmüyorlar.

Hastalara ne tavsiye edersiniz?

“Tamamlayıcı Tıp” mutlaka tanışmaları gerekiyor. Daha sonra ortaya çıkacak hastalıkları bile öğrenmeleri gerekiyorsa mutlaka Tamamlayıcı Tıp hekimine görünmeleri lazım. Vücudunda hangi hastalıklar var ve hangi rahatsızlıklara meyilli bunu Kuantum Check-Up veya Kinezyoloji yöntemiyle ortaya çıkarabiliyoruz. Öyle ki kan testinin göremeyeceği çok şeyi tespit edebiliriz. Örneğin; meme kanseri bir hasta geliyor, kendisine memesinin mi alınması gerekiyor yoksa içindeki kitlenin mi çıkarılması gerekiyor bunu söyleyebiliyoruz. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp’ta inanılmaz Allah inancı ve felsefe var. Olay çok basit değil, çok derin o deryada bir damlayım ne içebilirsem. Kendimi bu alanda olabildiğince yetiştirmeye çalışıyorum.(Melek Sarıtaş)

 

Yorumlar (0)

Gazeteler