Konya
Açık
31°
Aksaray
Açık
32°
Karaman
Açık
31°
Fatih Talayhan profil resmi
anadoludabugun.com.tr Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
[email protected]
Tüm Yazıları

Kimin çerçevesi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

'Çerçeve Yasa' konusu gündeme geldiğinden beri bana en çok yöneltilen sorulardan biri "Bu yasa hakkında ne düşünüyorsun" oldu.

Yasanın detaylarına girmeyeceğim, bununla ilgili bir çok kişi tek tek maddelere değinerek yorumlarını yaptı. Ben geçmişte 'Barış Süreci', 'Çözüm Süreci', 'Açılım Süreci' şeklinde adlandırılan 'süreç' ile ilgili yorumlarımı yapmış ve katılmadığımı, karşı olduğumu gerekçeleriyle birlikte dile getirmiştim.

O dönemde de şimdi de karşı olduğumu belirttiğimde verilen tepkiler aynı. "Sen faşistsin", "Kürtleri öldürmek istiyorsun", "Kürtler ölsün istiyorsun" ve türevi cümleler sarf edildi. Tabii ki de söylenen cümlelerin doğruluk payı yok...

"Şundan şundan dolayı karşıyım" demek yerine aklıma takılan bir hususu sizlerle paylaşarak, bu vesileyle tarihe not düşmek niyetindeyim...

Hepinizin malumu olduğu üzere bu memlekette işçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin, esnafın, kentlinin, köylünün, kadının, erkeğin, çocuğun, gencin, yaşlının yani kısacası toplumun her kesiminin problemleri var. Vatandaş sorunlarının Meclis'te çözülmesini beklerken iktidar-muhalefet anlaşmazlığını görüyor. Muhalefet hangi öneriyle giderse gitsin "AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi" sonucu çıkıyor ortaya...

Yıllardır vatandaşın en büyük sorunu ekonomi. "Seçimler bitsin ekonomideki sorunları çözeceğiz", "Seçim süreci tamamlansın, vatandaşın ekonomik durumunu düzelteceğiz" gibi cümleler sarf ediliyor ama bu sorun bir türlü çözüme kavuşturulamıyor. Bir anlaşmazlık durumu var. Sahadan gözlemlediğimiz kadarıyla toplumun büyük bir kısmının reddettiği yasa teklifi kabul ediliyor hem de iktidarıyla muhalefetiyle. 467 oyla...

Vatandaşın alım gücü arttı mı, temel gıda ürünlerini rahatlıkla alabiliyor mu? Hayır.

Bari enflasyon tek haneye inseydi, indi mi? Hayır.

Ee mevzu ne? Yeni anayasa yapılacak...

Peki ya ekonomi? Halledecez. Bir dur hele.

Yani öncelikli sorunumuz çözülmüş değil. Hal böyle olunca ben bir vatandaş olarak kendi kendime, "Benim istemediğim bir yasayı kabul ediyorsunuz ama öncelikli sorunumu çözmüyorsunuz. Esas çözüm beklediğim konuda anlaşamıyorsunuz, hayata geçirilmesini istemediğim bir konuda anlaşıyorsunuz. Demek ki hepiniz bana karşısınız. Kimden yanasınız?" diye düşünüyorum. Milletin büyük çoğunluğunun da bu şekilde düşündüğünü görüyorum, duyuyorum ve benim gibi sizler de vaziyetin böyle olduğuna şahitsiniz. Millet ikna edilir ve yarın farklı düşünebilir belki, o ayrı bir olay...

Çalışmalar başladı. Solcusu sağcısı konuyla ilgili güzellemeler yapıyor. Yayınlarla, içeriklerle, paylaşımlarla sürecin ne kadar gerekli olduğunu, barışın ancak bu şekilde geleceğini, dünyada bazı ülkelerde bunun örneklerinin olduğunu ve benzer şekilde çözüme ulaştırıldığını anlatmaya başladılar. "Meclis'ten geçirmeyi başardık, Türklere de kabul ettirmemiz lazım" yaklaşımıyla sizleri ikna etmeye çalışacaklar. "Futbol takımı tutar gibi parti tutanlar" zaten ikna olmuş durumda.

Mesela diyorsunuz ya hani, "Doğuda, Güneydoğu'da elektrik faturası ödemiyorlar. Elektriği kaçak kullanıyorlar. Onların ödemediği faturaların bedelini biz ödüyoruz" diye. Size, "Bizim yaşadığımız bölgelere getirip barajlar kurdunuz, yerimizi yurdumuzu sular altında bıraktınız. Toprağımızdan ettiniz. Bizi sömürerek elektrik elde ettiniz. Elektriği bedava kullanmak tabii ki bizim hakkımız" diyecekler. Suçluluk uyandıracaklar sizde. "Aaa hakikaten öyle yahu, hiç böyle düşünmemiştim. Hakkını helal et" diyeceksiniz ve vaziyeti kabul edeceksiniz, faturayı da paşa paşa ödeyeceksiniz. Bakın, görün...

Benim gibi sürece karşı olanlara da çoktan "Faşist, ne yapmaya çalışırsan çalış sürece engel olamayacaksın", "Sürece karşı olmak hainliktir", "Bu devletin projesidir, karşı durmak milliyetçiye, vatansevere yakışmaz" vesaire demeye başladılar bile.

Şimdi ben bunları yazdım diye "Provokasyon yapıyorsun" diyenler olacaktır. Provokatör arayan hain terör örgütü PKK'nın gerçekleştirdiği ilk silahlı eylemin yıl dönümü olan 15 Ağustos tarihinde yapılan kutlamalara baksın.

15 Ağustos 1984'te ne olmuştu? Hatırlatayım...

15 Ağustos 1984'te Siirt'in Eruh, Hakkari'nin Şemdinli ilçelerinde PKK'lı teröristlerce gerçekleştirilen saldırılar sonucu Erzincanlı Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın şehit olurken 9 askerimiz ve 3 sivil vatandaşımız yaralanmıştı.

Tüm bu olup bitenlere bakarak "Bakalım, Allah sonumuzu hayır etsin" demek isterdim ama umutlu değilim, belli ki kötü olacak bu işin sonu...

Esenlikler...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız