Konya'da tiyatroya alkış
Güncel siyasetten zaman zaman hepimizin bıktığının farkındayım. Aynı konular içerisinde, moral bozucu sohbetler eşliğinde, hayattan zaman zaman soğuyoruz inanın. Her ne kadar İstanbul, Ankara, İzmir gibi bir ilde olmasak da Konya’da da sanatsal faaliyetlerle biraz rahatlama imkanı buluyoruz. Ve ben bu haftayı tiyatroya ayırdım.
DEVLET TİYATROLARI PERDELERİNİ AÇTI
Malum her sene 1 Ekim tarihinde TBMM açılır ama daha önemlisi Devlet Tiyatroları da perdelerini açar. Konya Devlet Tiyatrosu da 1 Ekim Perşembe günü “Woyzeck” oyunun prömiyeriyle perdelerini açtı.
Bu oyundan biraz bahsetmeliyim. Oyunun yazarı Alman Georg Buchner. Bu yazar çok ilginç bir adam. Bir kere modern Alman tiyatrosunun ve edebiyatının temellerini atan, devrimci bir yazar. Aynı zamanda tıp doktoru, doğa bilimci ve psikosomatiklerin(psikoloji ile beden arasındaki etkileşimleri inceleyen bilim dalı) de öncüsü kabul ediliyor. Ve bu yazar 24 yaşında hayatını kaybediyor.
Büchner, Woyzeck'i yazarken gerçek bir olaydan yola çıkıyor. 1824 yılında cinayet suçundan idam edilen Johann Christian Woyzeck'in davası ve özellikle akıl sağlığına ilişkin adli tıp raporları, eserin başlıca kaynakları arasında yer alıyor. Oyunda toplumsal eleştiri ve yozlaşmayı; ahlak ve yoksulluk ikilemine dikkat çekiyor.
Yazar öldüğünde aslında eser henüz tamamlanmamış, parça parça sahneler halinde imiş. Buna rağmen “Dışavurumculuk” (ekspresyonizm) akımının öncüsü kabul edilen bir eserdir.
Yani kısacası muhakkak izlemeyi ihmal etmeyin. 19. yüzyılın idealize romantik tiyatrosuna sert bir başkaldırı ve Bertolt Brecht’in Epik tiyatro ve 20. Yüzyılın Absürt tiyatrosuna ilham kaynağı olan bir oyundur.
Konya Devlet Tiyatrosu böyle iddialı bir oyunla sahnelerini açmıştır. Bunun için özel bir kutlamayı hak ediyorlar bence. Başta Devlet Tiyatrosu Müdürü Özgür Baş’a ve de ilgisini esirgemeyen, değerli oyuncu, müdür yardımcısı Gülesin Gelenbevi’ye teşekkürlerimi iletiyorum.
Konya Devlet Tiyatrosu oyuncularını da kutluyorum. Böyle önemli bir oyunu sergilemek çok da kolay bir iş değildir.
AMATÖR TİYATRONUN PROFESYONELLERİ
Bu hafta ikinci tiyatromuz da Konya’daki amatör tiyatroculuğun gelişmesindeki önemli mihenk taşlarından biri ve 26 yıldır hizmet veren, Çınar Sanat Atölyesinin “Senin Annen Bir Melekti Yavrum” oyunu idi.
Bu oyunun yazarı Erdinç Aydın bir edebiyat öğretmeni ve tiyatro yazarı. Oyunun yönetmeni Ferhat Üstün. Ve de Konya’da amatör tiyatroculuğun gelişmesi için onlarca yıldır emek veren, 26 yıldır da Çınar Sanat Atölyesini seyirciyle buluşturan isimlerden birisi olan tiyatro sanatçısı.
Ve cumartesi akşamı bize o kadar güzel bir oyun sergilediler ki, inanın ne kadar övsem azdır. Oyuncuların her biri profesyonelleri aratmayacak bir performans sergiledi. Ve bu oyuncular öyle resmi olarak tiyatro sanatçısı falan değiller. Çeşitli yerlerde çalışan, emekçi insanlar. İçinde esnafı da var, satın almacısı da var, markette çalışanı da var. Yani geçimlerini sağladıkları bir işleri var. Tiyatroya da gönül vermişler ve inanın izlerseniz “amatör” diye anlamazsınız bile. O kadar profesyoneller. Burada izin verirseniz oyuncuların tamamının adını yazmak istiyorum. Çünkü geçimlerini başka işlerden sağlayıp tiyatroya gönüllü emek veren bu insanların her biri bunu hak ediyor.
Öncelikle oyunculuk gücüne hayran kaldığım Fatma Albay'dan başlayayım. Diğer oyuncular Ahmet Deresal, Serhat Alkış, Müzeyyen Varlı, Tuğba Hilal Kabakçı, Adnan Dökme, Erkan Konur, Öznur Baki, Seval Aydın, Tuğba Sevgi, Yaren Ertürk, Sema Arısoy, Yavuz Selim Atar, Gökhan Alkan, İlkay Öğüt, Özlem Arslan, Mehmet Ansar ve de daha önce de izlediğim oyunculuğa, sahneye gerçekten çok yakıştırdığım Ahmet Buğra Çimili.
Gerçekten her birini yürekten kutluyorum. Bazen böyle oyunlarda “ya şu biraz daha kendini verebilseydi” gibi eleştirilerimiz oluyor ama inanın bu oyunda oyuncuları her biri tam bir profesyonel oyun sergilediler.
Buradan belirtmiş olayım; Konya’da amatör tiyatroculuğun merkezlerinden biri olan Çınar Sanat Atölyesi’ni kesinlikle takip edin ve destek olun. Çünkü inanın Konya’nın aydınlık yüzü bu insanlar.
Ve bu oyun için de Yönetmen Ferhat Üstün başta olmak üzere, tüm Çınar Sanat Atölyesi üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum. Oyuncuların her birini tekrar kutluyorum. Bu oyunu bir daha, bir daha onlarca kez izlesem bıkmam sanırım.
Güncel siyasetin gürültüsünden, bitmek bilmeyen tartışmalardan hepimiz zaman zaman yoruluyoruz. İşte tam da böyle zamanlarda sanatın, özellikle de tiyatronun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Bir tarafta Konya Devlet Tiyatrosu, diğer tarafta 26 yıldır büyük bir özveriyle yoluna devam eden Çınar Sanat Atölyesi... Biri profesyonel, diğeri amatör; ama ikisinin de ortak noktası aynı: Sahneye duyulan büyük sevgi.
Konya'nın yalnızca sanayisiyle, tarımıyla, siyasetiyle değil; kültürü ve sanatıyla da yaşayan bir şehir olması için bu insanlara ihtiyacımız var. Çünkü bana göre Konya'nın aydınlık yüzlerinden biri de bu sahneler ve o sahnelere gönül veren insanlardır.
Yeni oyunlarda, yeni perdelerde görüşmek dileğiyle...
Dostlukla kalın.