Ahlaki noksanlar
“Ahlaki değerlerimiz savaşsın istemiştim ama görüyorum ki silahsızsınız bayım.”
Evet biliyorum bu söz böyle değildi. Ama günümüz modern çağında yaşamak artık bazı tanımları yeniden kurmama sebebiyet veriyor. Artık insanlar kurnaz oldukları için zeki ya da fırsatçı oldukları için girişimci olduklarına kanaat getirmişler. Sırf diğerlerinden daha güçlüler diye ahlaki kuralları ve vicdan yüklerini istedikleri eğip bükebileceklerini sanıyorlar.
Ne yazık…
Madem modern toplumda kartlar yeniden dağıtılıyor ben de elimi açık oynamak isterim. Bunun adı ahlaki noksanlık. (Okumuş insan tabi, ahlaksız diyememiş de bu tanımı bulmuş.)
Büyük küçük fark etmez, toplumların yıkılmasında büyük olaylar değil küçük ayrıntılar daha çok vardır. Bunların başında ahlaki olarak zayıflama gelir. Bir insanın başkasının hakkını hiç düşünmeden elinden alması, verdiği sözleri tutmaması, güçlü olduğu için zayıfı ezmesi ve sırf güçlü birisi diye haksız da olsa güçlüyü savunması…
Bunların her biri tek başına belki yıkıcı değil ama ahlak dediğimiz tam da burada kendini göstermez mi? Kimse görmezken de verdiğimiz kararlar ahlak ölçümüzü belirlemez mi?
Ahlaki bir çözülme yaşadığımız bu çağda insanlar yaptığı davranışın doğru olmadığını bildikleri halde buna başka anlamlar yüklemeye meyillilerdir. Örneğin çalışanının hakkını gasp ederek “Herkes yapıyor”, “Bu devirde böyle yapmadan ayakta kalamazsın” ya da “Bir kereden bir şey olmaz” gibi vicdanın susturulması içi üretilen bahaneler. Yaptığı yanlışın bile arkasında durmadan onu doğru gibi görüp, türlü manipülasyonlarla haklı göstererek bambaşka anlamlar yükleyen bir topluluk oluşmuş durumda.
Oysa bana göre ahlak kişinin başkalarına nasıl davrandığından önce aynaya dürüstçe bakabilmesini sağlayan bir içsel mahkeme makamıdır. O aynaya baktığınla gördüğün kişiye de dürüst kalabilme becerisidir. Çünkü insanlar başkalarını istediği gibi kandırabilir, fiziki olarak buna elverişli ortamlar yaratabilir, sözleriyle kendi ahlaklılıklarını (!) garanti altına alabilirler fakat kendi vicdanlarını asla susturamazlar.
Gaddarlar da biliyor ne kadar gaddar olduğunu. Zalimler de farkında kaç insanın hakkını gasp ettiğini…
Ben hala istiyorum ahlaki değerlerimizi bir savaş meydanında yarıştırmayı. Ama bundan önce karşımdakinin de silahlarını alması gerekir. Fakat bu silahları öfkeyle, güçle, parayla, makam sahipliğiyle elde ederek değil, ahlak, etik, vicdan, adalet duygusu ve karakterle büyüterek oluşturmalı. Bunlar olmasa insan olmanın ne anlamı kalırdı ki? Tasavvufi toplumlarda sırf namaz kıldığı için ahlaklı olduğunu düşünen insanların çokluğu kadar kul hakkı yemekten asla çekinmeyen ve bunu türlü sebeplerle temellendirmiş tükenmiş vicdanlarını susturmayı başarmış insanların çokluğu da bu noksanlığı besleyen önemli bir alan.
Evet bayım, siz ne zeki, ne girişimci, ne başarılısınız. Sözün özü siz bir ahlaki noksansınız.