Sorumluluk vakti
Bugün biraz tarzımın dışına çıkıyorum. Herkesi ilgilendiren bir mevzuyu sizlere hatırlatmak istedim...
Malumunuz olduğu üzere çevre hepimizin. Siyaset üstü bir mesele. Vakıf, dernek, cemiyet, cemaat vesaire üstü bir mevzu. Gözümüzün önünde hava, su, toprak kirleniyor. Dünya bize emanet olduğu için her birimizin birer çevre gönüllüsü olmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Hatta şöyle söyleyeyim; Vicdan sahibi olan çevreci olur. Herkesi düşünmek gerek. Doğmamış çocukları bile. Daha yaşanabilir bir dünya ile kimin ne gibi bir sıkıntısı olabilir ki?
Yeryüzünde sadece insanlar olarak biz yaşamıyoruz. Nasıl ki sorumluluklarımızı yerine getirmek için yoğun bir gayret sarf ediyorsak dünyamızı korumayı da bir sorumluluk olarak görmemiz, bilmemiz lazım.
Bunlar aslında hepimizin bildiği ama gereğini pek de yapmadığımız şeyler. Gereğinin yapılmadığını gördüğüm için yazma, hatırlatma ihtiyacı duydum.
Yaşadığımız şehirde veya tatil bölgelerinde yaz aylarının gelmesi ile birlikte çevreye verilen zararı herkes gibi ben de görüyorum...
Eğer yanlış biliyorsam düzeltin, hemen herkesin evinde bitki vardır değil mi? Suya ihtiyaçları olduğunu anladığımız anda suluyoruz. Veya evcil hayvanlarımızı düzenli olarak besliyoruz. Peki ya evin dışında olan bitki ve hayvanlar? Yetişkin bir köpeğin günde ortalama 1,5 litre su tüketmesi lazım mesela...
İnsanların susuz yaşayamadığı gibi diğer canlılar da yaşayamıyor. Susuz kalan hayvanlar da böbrek yetmezliği yaşayabiliyor.
Yeryüzünde yalnız yaşamadığımızı unutmadan gereğini yapalım. Ne yapalım? Direk dibine bir kap su koyalım mesela. Ya da pet şişedeki suyu çöpe atmak yerine bir bitkinin dibine dökelim...
Ha, “Sadece bizim bir şey yapmamız yeterli mi, filancalar şöyle yapıyor, biri birine füze atıyor, öteki berikine roket atıyor da çevre kirlenmiyor mu” diye düşünebilirsiniz. Düşünmeyin. Bu şekilde sorumluluktan sıyrılmaya çalışmayın. Herkes kendi üzerine düşeni elinden geldiğince yapsa daha iyi değil mi? Tabii ki daha iyi…
Haftaya görüşmek üzere...