Kurdu İçinde
Bir söz vardır “Her şeyin kurdu içinde olur” diye. Bu sözü sanayiden ticarete, tarımdan akademiye, siyasetten sosyal hayata kadar hayatın hemen her alanına uygulamak mümkündür. Çünkü bir yapıya, sisteme dışarıdan tehdit edenler kadar, hatta bazen onlardan daha fazla, o yapının içinden çıkan sorunlar, olaylar, kişiler zarar verir.
Bir işletmenin en büyük problemi rakibi değildir. Ürettiği malın içine hile karıştıran, tüketiciyi yanıltan veya kaliteyi bilerek düşüren kişi çoğu zaman işletmenin kendi çalışanı ya da yöneticisidir. Tarımda ürünün niteliğini bozan, üretim sürecinde kurallara uymayan veya tüketiciyi yanıltacak uygulamalara başvuranlar da sektörün dışından gelen insanlar değildir. Aynı durum ticaret için de geçerlidir.
Akademi de bundan farklı değildir. Bilimsel etik kurallarını ihlal eden, başkasının çalışmasını kendisininmiş gibi gösteren, olmayan verileri varmış gibi sunan ya da sonuçları değiştiren kişi akademinin dışından biri değildir. Tam tersine, akademinin içindedir. İşte bu nedenle “kurdu içinde” sözü, yalnızca ekonomik faaliyetler için değil, teknoloji, bilgi üretimi ve toplumsal yaşam için de son derece anlamlıdır.
Peki, içeriden gelen bu tehlikelere karşı ne yapılabilir?
Bunun en önemli yollarından biri kuşkusuz iç denetimdir. Devlet kurumlarının, işletmelerin, üniversitelerin ve diğer kuruluşların dışarıdan denetlenmesi elbette gereklidir. Ancak dış denetim kadar, hatta çoğu zaman ondan daha önemli olan bir başka mekanizma daha vardır, o da kişinin veya kurumun kendi kendisini denetlemesidir. Buna vicdan da denir.
İç denetim, bir bakıma pirincin içindeki beyaz taşları ayıklamaya benzer. Dışarıdan gelen ve kolayca fark edilen tehditleri görmek nispeten daha kolaydır. Fakat aynı yapının içinde bulunan, onun bir parçası gibi görünen yanlışları fark etmek, çok daha zordur. Çünkü insan, kendi yaptığı yanlışı görmekte, başkasının yanlışını görmek kadar başarılı değildir.
Bir kurumun çalışanları, yöneticileri ve mensupları kendi kurumlarında yaşanan yanlışları görmezden gelmeye başladığında, sorun büyümeye başlar. Önce küçük bir hata olarak görülen davranış zamanla alışkanlığa, alışkanlık ise kurumsal bir kültüre dönüşebilir. Daha da önemlisi, yanlış yapan kişi kadar yanlışı gördüğü hâlde sessiz kalanların da bunda sorumluluğu vardır.
Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz birçok sorunun temelinde aslında öz denetim eksikliği bulunmaktadır.
İnsanın kendisini denetlemesi ise belki de bütün denetim mekanizmalarının başlangıç noktasıdır. İnsan, yaptığı işin hesabını öncelikle kendisine verebilmelidir. “Bunu yaparsam doğru olur mu?” sorusunu, “Bunu başkaları görür mü?” sorusundan önce sorulmalıdır.
Bu anlayışın dini ve ahlaki karşılığı da vardır. Tövbe, insanın yaptığı yanlıştan dönmesi ve davranışını düzeltilmesi anlamına gelir. Fakat “Nasıl olsa tövbe ederim” düşüncesiyle yanlış yapmaya devam etmek, tövbenin anlamını ortadan kaldırır. Doğru olan, hata yapmamak kadar, yapılan hatayı fark etmek, kabul etmek ve aynı yanlışı bir daha yapmamaktır.
Toplumların gelişmişliği yalnızca kurdukları denetim sistemleriyle ölçülmez. Asıl gelişmişlik, insanların denetlenmedikleri zamanlarda da doğru davranabilmesidir.
Devlet denetler, işletme denetler, üniversite denetler, mahkemeler denetler fakat bütün bunların üzerinde olan denetim insanın kendi vicdanının denetimidir.
Bu nedenle kurdu dışarıda aramadan önce kendi içimize bakmalıyız. Çünkü bazen en büyük zarar, dışarıdan gelen bir saldırıdan değil, içeride büyüttüğümüz küçücük kurttan gelir. İşletmelerde de küçük bir yanlış, giderek büyür ve bütün yapıyı kemirir. Bunun sayısız örneği işletmelerde görülmektedir. Genelde bu nepotizmden (eş-dost, akraba kayırmacılığı) doğar. Zira kişi kendi çocuğuna, akrabasına, arkadaşına yanlış yaptığını söyleyemez, söylese de etkisi olmaz. Bu nedenle işletme ya da herhangi bir organizasyon içinde en zayıf birim kayırmacılık ile bir yerlere gelmiş kişilerden gelir. Çünkü onlar korunup kollandığını bilir ve fütursuzca hareket eder.
Gerçekten de her şeyin kurdu içinde olur. Önemli olan, kurdun içeride olduğunu fark etmek ve daha fazla zarar vermeden onu ayıklayabilmektir. Bu nedenle iç denetim işletmeler için olmazsa olmaz bir uygulamadır.