Sessiz bağımlılık
Amerika'yı yeniden keşfetmeyeceğiz. Öyle bir beklentisi olan varsa şimdiden söyleyeyim kusura bakmasın. Bu hafta aslında herkesin bildiği ama uygulamada sıkıntı yaşadığı önemli bir konuyu sizlere hatırlatmak istiyorum. Son yıllarda hayatımızın her alanına sessizce yerleşen ve etkisini giderek artıran başka bir bağımlılıktan söz edeceğim. Bu bağımlılığın adı dijital bağımlılık...
Malumunuz olduğu üzere, çocuklar bir şeye kolaylıkla alışabiliyor, hatta o şey hayatlarının vazgeçilmez bir parçasına dönüşebiliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de teknolojik cihazlar. Renkli ekranlar, hızlı oyunlar, bitmek bilmeyen videolar ve sürekli yeni bir uyaran sunan dijital dünya çocuklar için son derece cazip. Peki ya biz? Ebeveynler çoğu zaman çocukların ısrarlarına karşı koyamıyor. Hatta bazen teknoloji kullanımını kolaylaştırmak için çeşitli gerekçeler üretiyoruz. Bence bu, üzerinde düşünmemiz gereken asıl nokta...
Eskiden anne babalarımız bunları yapardı ama şimdiki ebeveynlere soracağım, düşünmenizi istiyorum...
Hafta sonları çocuğunuzun elinden tutup bir kütüphaneye götürüyor musunuz?
Bir müzenin kapısından girip çocuklarınıza tarihin yalnızca kitaplarda olmadığını, geçmişin dokunabildiğimiz eserlerde de yaşadığını gösteriyor musunuz?
Parka gidip telefonlarınızı bir kenara bırakarak çocuklarınızla ne kadar vakit geçiriyorsunuz?
Çocuklar yalnızca ekrana bağımlı olmadı. Onlara sunulan hayatın içinde ekran, çoğu zaman en kolay ulaşılabilen eğlence haline geldi. Peki nasıl oldu bu iş?
Çocuk sıkılıyor, telefonu veriliyor. Çocuk yemek yemiyor, tableti açılıyor. Çocuk sizi rahat bırakmıyor, eline bir cihaz tutuşturuluyor. Çocuk sessiz olsun istenince hemen ekran açılıyor vesaire. Sonra da, “Bu zamanın çocukları neden sürekli telefon istiyor?” diye şaşılıyor. Oysa çocuklar çoğu zaman yalnızca gördüklerini öğrenir.
Muhakkak sizler de gözlemiyorsunuzdur, aileler akşam bir araya geldiklerinde birinin eli telefonda diğerinin gözü ekranda, muhabbet diye bir şey kalmamış. Hal böyle olunca çocuk da elindeki cihazdan başını kaldırmıyor. Ortam öyle. Sonra çocuktan teknolojiyle arasına biraz mesafe koymasını bekliyoruz...
Elbette teknoloji hayatımızın bir parçası. Çocukları dijital dünyadan tamamen koparmak ne mümkün ne de doğru. Asıl mesele, teknolojinin hayatımızı yönetmesine izin vermemek. Onlara ekranın dışında da kocaman bir dünya olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Çünkü çocukluk, bir ekranın içinde yaşanamayacak kadar kıymetli ve her şeyin fazlası zarar. Çocukların hayatında en fazla olması gereken şey ekran değil. Sevgi, ilgi, oyun, merak, kitap, arkadaşlık ve aileyle geçirilen gerçek zaman...
Bu vesileyle ebeveynlere çağrım şudur ki; çocukları bağımlılığa teslim etmeyin.