Hükümler ve gerçekler
Bu haftaki yazıma maalesef insanı çok huzursuz edici bir gerçekle başlamak durumundayım. Şu an bir yerlerde sizin hakkınızda yanlış hükümler veren birileri olabilir. Sizi şımarık sanan olabilir, öfkeli ve asi sananlar olabilir ya da yumuşak başlı sessiz de sananlar olabilir. Sizi soğukkanlı sananlar olabilir veya gereğinden fazla özgüvenli, kibirli sananlar olabilir. Ya da tam tersi özgüvensiz olduğunuzu düşünenler olabilir. Ve sanırım daha ürkütücü olanı da şu bunların hiçbirinden haberiniz yok. Aslında bir bakıma da inanılmaz rahatlatıcı bir olay.
Çünkü günün sonunda insanlar istediğini düşünüyor ve bizim de zamanımızın büyük çoğunluğu insanların hakkımızda ne düşündüğünü düşünerek geçiyor.
İNSANLARIN NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMEK yazarken bile çok yorucu geldi.
Mesela bir davete “Hayır” diyoruz sonrasında “Ya şimdi kırıldı mı bana” diyoruz. Bir yerden erken kalkıyoruz, “Kaçtığımı mı düşündüler acaba” diyoruz. Bir mesaj atıyoruz, “Çok mu sert anlaşıldı acaba” diyoruz. Çünkü bunun bir sonu yok ki. Çok enteresan olay.
Var olmayan bir güce karşı savaşmak gibi. Her ne kadar enteresan olsa da fazlaca insani de bir olay.
Çünkü insan özellikle değer verdiği birinde farklı bir imajda olmak istemez. Yanlış anlaşılmak istemez. Çalışkan bir insan tembel olduğu düşünülmesin ister. Ya da sadakatli birinin güven ile sorgulanması onu rahatsız eder.
Aslında buradaki mesele şu, sen istediğin kadar kendini açıkla, karşındakinde göründüğün kadarsın ve o yine istediğini düşünecek. Çünkü insanlar sizi bir kalıba sokarken sadece sizin davranış kalıplarınız üzerinden size etiketleme yapmıyor. Kendi deneyimleri, niyet ve anlama kapasiteleri üzerinden bir ortalama ile sizi tanımlıyor. Örneğin, insanlarla ilişkilerinize sınır koyuyorsunuz kimisi “Helal olsun, kendine saygısı var” diyor, kimi de “Çok bencil” diyor. Evinizde oturmaktan keyif alıyorsunuz kimine göre huzurlu, kimine göre asosyalsiniz. Aslında dikkat çekmek istediğim yer tam da burası. Herkese göre doğru olabilecek bir yaşam sürme düşüncesine girdiğinizde anlıyorsunuz ki bunun doğru bir yolu yok. Yani ortak bir payda yok. Herkesin doğrusu bambaşka.
Belki de tüm mesele insanların düşüncelerini kontrol edemeyeceğimizi kabullenerek var olduğumuz kişiyi kendi doğrularımız ile inşa etmektir. Çünkü elimizden gelenin fazlasını da yapsak birilerinin gözünde fazla, birilerinde eksik olacağız. Kiminin yanında fazla suskun kiminde fazla samimi olacağız.
O yüzden bazen yanlış anlaşılmaya razı gelmek, kendi hayatımızı başka insanların gözündeki versiyonlarımızı düşünmekten daha konforlu olabilir.