Konya
Parçalı az bulutlu
19°
Aksaray
Parçalı az bulutlu
21°
Karaman
Açık
19°

Konyalı Bürokratın En Büyük Sınavı: Konyalılar

YAYINLAMA:

Yeni bir haftaya başladık ve tatilden sonra ilk mesai günümüzün ilk yazısını da yazayım istiyorum. Ancak bugün de yazacaklarımdan bir kesim hiç memnun olmayacak. 

Bilindiği üzere Avrupa ülkelerinde yapılan seçimlerde Türklerden de kendilerine parlamentoda yer bulan birçok isim oluyor. Bunları sürekli haberlerden takip ediyoruz. En son Konya Kululu vatandaşlarımızdan ikisi de İsveç Parlamentosuna girdiler. Her bir vatandaşımızı canı gönülden tebrik ediyorum.  

Dünya çapında düşünürsek bir Türk vatandaşının herhangi bir ülkede yönetimde söz sahibi olması bizleri bir Türk olarak gururlandırıyor ve mutlu ediyor. Bunu ülkemiz düzeyinde düşündüğümüzde de Konyalı bir hemşerimizin ülke yönetiminde söz alacak duruma gelmesi veya bakanlıklarda, cumhurbaşkanlığında yüksek statü sahibi bir göreve gelmesi hepimizi mutlu etmesi gerekir. Ama öyle mi acaba?

Maalesef Konyalı hemşerilerimiz, bizim Konyalı bürokratlarımızdan hep şikayetçidirler. Bu şikayetin de hiçbir sebebi yoktur aslında. O bürokrat Ankara “arenasında” birçok zorluklarla uğraşırken belki Konyalı hemşerimizle görüşememiştir, sebep de budur. 

Yani bu tür şikayetlerde bulunanları muhakkak dinleyin böyle ceviz kabuğunu doldurmayacak bir sebebi olduğunu göreceksiniz. Ama lafa geldiğinde de birlikten beraberlikten; bürokratlarımıza sahip çıkmaktan, Konyalı bürokratların Konya’ya ve Konyalıya sahip çıkmadığından dem vurulur.  

Şimdi bir kere şunu netleştirmek gerekir. Bugün öyle ya da böyle Ankara’da yüksek düzeyde görev yapan bir Konyalı bürokratın o yere gelmesi için Konyalının hiçbir katkısı olmadığını kabul etmek gerekir. Hatta bir şekilde kendini ispat ederek makama gelen bürokratı engellemek için de elinden geleni yapan insan sayısı da maalesef oldukça fazla.

Şöyle bir hatırlayalım; Ak Parti 2002 yılında ilk seçimine girdi. Konya’dan 14 milletvekili çıkardı. Ve tabii ki siyaset pratiği gereği Konya’ya bir bakanlık verildi. Ve de Prof. Dr. Sami Güçlü Tarım Bakanı oldu. Bir müddet sonra Ankara kulisleri başladı; “Sami Güçlü bakan olmasın ben olayım” kulisleriydi bunlar. Ve en sonunda bir gün TV programında Bakan Güçlü bakanlıktan alındığını öğrendi. Ve de “o olmasın ben olayım” kavgası Konya’yı bakansız bırakmıştı. Hatta sonrasında rahmetli il başkanı Faruk Düğen “Başbakan” Erdoğan’ı Hatay’da tatil yaptığı sırada ziyaret etmiş ve Konya’ya bakanlık istemişti. 

Bu somut örneği özellikle verdim. Şimdi artık bu örnekteki kişiler siyasetten uzak olduğu için rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Günümüzde de bakanlar, bakan yardımcıları, genel müdürler, genel müdür yardımcıları ve birçok görevde hemşerilerimiz bulunmakta. Bunların hepsinin ortak bir özelliği var; kendi ilişkileri ve kendi çabalarıyla o görevlere gelmeleridir. Aksi halde Konyalı destek vermiş de, Konyalının Ak Parti’ye talepleriyle veya hükümete desteklerinin karşılığında falan göreve gelmiş değillerdir. İşte asıl bu sorunu çözmek gerekir. Ve bu sorun ilerleyen süreçte daha kronikleşecektir. 

Konyalı, kim olursa olsun kendi hemşerisine sahip çıkmalıdır. Bu bir mikro milliyetçilik olayı falan değildir. Bilakis kendisine en yakın olan insanlarla çalışma arzusunun tezahürüdür.

Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olan Murat Kurum’u desteklemek öncelikle tüm Ak Partililerin sonra da tüm Konyalıların boynunun borcuydu. Karadenizli Ak Partililerin bir kısmı acaba Murat Kurum’u mu destekledi yoksa Karadenizli İmamoğlu’nu mu? İşte bu sorunun cevabı aynı zamanda neden Konyalının Konyalıyı desteklemesinin mikro milliyetçilik olmadığının da cevabıdır. 

Konyalı bir bütün olarak Murat Kurum’un yanında yer alırken, Ak Parti’nin aynı bütünlükte olmaması İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini Murat Kurum’un kaybetmesine neden olduğu gözükmektedir. 

İşte Konyalı bürokrat ve siyasetçilerin daha fazlalaşmasının en büyük gerekliliği burada başlıyor. Ondan sonra; “Karadeniz otoyolu yapıldı bitti, Konya çevre yolu neden yapılmadı” diye hayıflanmamak istiyorsak, hizmeti en üst düzeyde almak istiyorsak, şahsi hesaplarla değil, toplumsal hesaplarla hareket etmenin gerekliliği ortaya çıkıyor. 

Konyalı bir bürokratı her zaman destekliyorum. Partisi falan hiç önemli değil. Yeter ki Konya’ya hizmet etsin ama yeter ki Konyalı da bürokratına köstek değil, destek olsun. 

Dostlukla kalın.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız