Bir senaryo olarak Kurtlar Vadisi
Yine ve yeniden sahne vadinin. Bazı kült yapılar vardır yıllar da geçse akıllardan silinmez. Ya da sürekli sosyal medyada dönen capslere konu olur hafızalara yer eder. Yaklaşık 25-26 yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Bir tarafta tüketim çılgınlığının dibi sıyrılırken diğer tarafta hala gün içerisinde Kurtlar Vadisi açıp rastgele bölümler izleyen insanlar da var. Tezatlığın farkında mısınız?
Dizi diyerek geçilmeyeceğinin farkında olarak söylüyorum ki bu yapım diğerlerinden farklıydı. Karakterler, olay örgüsü, izleyicinin ihtiyacı olan o alanın yakalanması…
Burada önemli bir detay da şu ki yıllar önce kameraya yansımış bu “hikaye” yıllar sonra “Bunu nasıl bildiler?” sorusunu çağrıştırdı. Her açıdan, her karakterde komplo teorileri yazıldı, üzerine tonlarca videolar ve incelemeler yapıldı. Sadece söylendiği gibi bir mafya dizisi olamazdı, insanı etkileyen de bir tarafı muhakkak vardı.
Öngörüden mi besleniyor yoksa gerçekliğe göz mü kırpıyordu bu dizi? Çünkü bir kurgu eserin yaşadığımız hayata göz kırpması doğal olarak geleceği biliyor anlamına gelmiyordu. Senaristlerin toplumu ve yaşadıkları dünyayı iyi analiz etmelerini de temel alıyordu. Bu yüzden Kurtlar Vadisi sadece bir televizyon dizisi olamadı. Bir neslin devlet aklını, mafya düzenini, ele alınan gücün neye dönüşebileceğini, sadakat ve ihanet ikilemini anlamalarını sağladı.
Belki de hep soruyu yanlış sorduk.
“Kurtlar Vadisi geleceği mi biliyordu?” değil de biz geleceği geçmişin izleriyle mi analiz ediyoruz?” olmalıydı. Çünkü bazen diziler izlenir analiz edilir zamanı gelince de unutulur. Bu hep böyle olmuştur.
Ama bazı diziler de vardır ki toplumun hafızasına işlenir, kolektif bilinci etkiler ve sonra şu soru ortaya çıkar: “E biz zaten bunu Kurtlar Vadisi’nde izlememiş miydik?”