Konya
Hafif yağmur
17°
Aksaray
Kapalı
20°
Karaman
Kapalı
18°

Gerçekten gerçek mi?

YAYINLAMA:

Gerçek ve gerçekliğe olan ilgim bitmiyor çünkü gerçek diye kastettiğimiz ve buna inandığımız her şey aslında zihnimizin bizi yönlendirmesiyle oluşmakta. Mesela etrafınıza baktınız; masa, sandalye, perdeler, halı, TV ünitesi görüyorsunuz. Aynaya baktınız ve kendinizi görüyorsunuz değil mi? Aynada gördüğünüz güzel, çirkin, yakışıklı olarak nitelendirdiğiniz siz, sizce de bunlardan mı ibaret? Yoksa devasa ve şaşılacak derecede kusursuz bir sinir ağından mı? Peki ya bu sinir ağları yeşil rengi nasıl görüyor? Ya da güzel bir kokuyu nasıl algılıyor?

Beynimiz çok katmanlı bir yapıya sahip ve onunla ilgili bildiğimiz çoğu şey aslında toplamın ancak yüzde 5'i kadar.

Gördüğümüz ve algıladığımız gerçeklik aslında beynin elektrik sinyallerini işlemesi ile alakalı bir durum. Örneğin, 2 boyutlu bir fotoğrafa baktığınızda öncelikle onu 3 boyutlu bir nesne olarak görebilirsiniz. Fakat gerçek, görünenden farklı olabilir. Aslında o bir 2 boyutlu nesne. Peki ya beyin neden onu 3 boyutlu gibi algıladı? Çünkü algıladığımız şeylerin haricinde beynin boşlukları doldurma özelliği var. Kulağa çok ironik gelse de beynimiz gördüğü şeylerin hepsini olduğu halleriyle algılamaz. Onlara bir anlam yükler, var olan boşlukları kafasına göre doldurur ve hatalı bir veri üretmiş olur.

Peki ya biz beynimizi kontrol altına alabilirsek yaratmış olduğu gerçekliği de kontrol altına almış olmaz mıyız?

Hayatımızda olan her olaya direkt hüküm vermektense onu önyargısız şekilde inceler ve anlamaya çalışırsak o zaman işte gerçekliğe bir adım daha yaklaşabiliriz. Çünkü gördüğümüz ve deneyimlediğimiz bu evrenin belki de gerçeklikle alakası yoktur. Sadece zihnimizin bizlere bir yorumudur. Başka bir değişle bizim gördüğümüz, anladığımız şeylerin hangileri tamamen gerçek hangileri bizlerin onları anlayış biçimimize göre değişiyor?

Şöyle bir düşünün aynı yazıyı okuyan iki insan birbirinden tamamen farklı şeyleri nasıl anlayabilir? Aynı olayı yaşamış insanlar için de aynısı geçerli. İki kişi tek olay ama birisinin en mutlu olayı ama diğerinin kötü hissettiği…

Kiminin başlangıcı kiminin felaketi de olabilir.

Gerçeklik olgusu herkes için aynıysa onu yaşayanlarda bıraktığı izler neden bu kadar farklı mesela?

Belki de beynimiz ve onun algılama biçimini kontrol etmek, gerçeği değiştirmekten ziyade ona yüklediğimiz anlamı şekillendirmemize fayda sağlar.

Öyleyse gerçek dediğimiz şey gerçekten gerçek mi? Yoksa gerçek, zihnimizin kafasına göre algıladığı, boşlukları doldururken geçmiş yaşantılar, tecrübeler ve kolektif bilinç/bilinçdışında yaşanan, duyulan ve de görülen her türlü anının birleşimiyle oluşturduğu bir tür hikaye mi?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız