Konya
Kapalı
11°
Aksaray
Parçalı bulutlu
17°
Karaman
Parçalı bulutlu
12°

Niyet ve Ötesi

Hz. Mevlâna ne güzel söylemiş: “Testide ne varsa dışına o sızar” diye. İnsan da biraz böyledir. İçinde ne taşıyorsa, zaman içinde davranışlarına, sözlerine ve tercihlerine bunu yansıtır. Niyet görünmezdir, fakat insanın davranışları, o görünmeyen niyetin izlerini taşır. Bir insanın niyetini bilmek mümkün olmayabilir. Ancak yaptıkları, söyledikleri ve özellikle zaman içinde sergilediği davranışları, onun niyeti hakkında önemli ipuçları verir.

Niyet, insanın geleceğe doğru attığı ilk adımdır. Henüz ortada bir eser, sonuç veya başarı yokken zihninde ve gönlünde oluşan bir yöneliştir. Bu nedenle niyet, görünmeyen ama hayatın yönünü belirleyen pusula gibidir. İnsan nereye gideceğini önce zihninde belirler, sonra adımlarını o yöne doğru atar.

İslam düşüncesinde önemli bir yere sahip olan “Ameller niyetlere göredir” düsturu tamda burada anlam kazanır. Bu ifade yalnızca ibadetlerin veya bireysel davranışların değerlendirilmesine ilişkin ilke değildir. Aynı zamanda insanın hayatla kurduğu ilişkinin temellerini yansıtır. Aynı işi yapan iki kişinin amacı birbirinden tamamen farklı olabilir. Birisi iyilik yapmak için çalışırken, diğeri yalnızca çıkar elde etmek için çalışabilir. Dışarıdan bakıldığında eylem aynı görünür, fakat onu anlamlı kılan, arkasındaki niyettir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Niyet, eylemin yerine geçmez. İyi niyetle yola çıkmak önemlidir ama yeterli değildir. Tohumu toprağa atmadan hasat beklemek ne kadar anlamsızsa, yalnızca iyi niyet taşıyarak güzel bir gelecek beklemek de o kadar anlamsızdır. Niyetin değer kazanması için amele dönüşmesi gerekir. İnsan, düşündüğünü yapabiliyor, söylediğini davranışlarıyla gösterebiliyorsa, niyet anlam kazanır.

Bu nedenle niyet ile amel arasında kopmaz bir bağ vardır. Niyet yönü belirler, amel o yolu yürür. Niyet pusuladır, amel ise yolculuktur. Birinin eksikliği diğerini anlamsızlaştırır.

İnsan hayatındaki uzun vadeli başarıların çoğu da böyledir. Bugün ortaya çıkan büyük eserlerin arkasında, geçmişte verilmiş küçük ama istikrarlı kararlar vardır. Bir akademisyenin yıllarca sürdürdüğü araştırmalar, bir öğretmenin öğrencilerine ayırdığı zaman, bir çiftçinin toprağına gösterdiği özen, bir girişimcinin yıllarca karşılaştığı sorunlara rağmen üretiminden vazgeçmemesi... Bunların her biri bir niyetin zaman içinde amele dönüşmüş hâlidir.

Bazen insan yaptığı işin sonucunu hemen görmek ister. Oysa hayat, her emeğin karşılığını aynı gün vermeyen uzun bir süreçtir. Ekilen tohumun ertesi gün ağaca dönüşmesini bekleyemeyiz. Bazı niyetlerin meyvesi yıllar sonra ortaya çıkar. Hatta insan bazen kendi ektiği tohumun meyvesini göremeden bu dünyadan ayrılır. Fakat bu, o çabanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Belki de insanın geleceğe hazırlanmasındaki en önemli mesele de burada ortaya çıkar: Sonucu hemen göremediğimiz hâlde doğru olanı yapmaya devam edebilmek.

Çünkü insanı uzun zaman sürecinde ayakta tutan yalnızca başarı değildir. Başarı her zaman gelmeyebilir. Planlar bozulabilir, emekler karşılıksız kalabilir, başkaları sizi-bizi anlamayabilir, hatta bazen iyi niyetiniz yanlış yorumlanabilir. Böyle zamanlarda insanın elinde kalan en önemli şey, niçin yola çıktığını hatırlamasıdır. Niyeti yalnızca çıkar, makam, şöhret veya kişisel kazanç üzerine kurulan bir yolculuk, bu hedeflerden biri kaybedildiğinde anlamını da kaybeder. Buna karşılık daha derin bir amaca dayanan niyet, başarısızlık karşısında bile insanı ayakta tutabilir. Çünkü insan yalnızca sonuca değil, yaptığı işin anlamına da bağlanmıştır.

Burada niyetin başka bir özelliği daha ortaya çıkar: Niyet insanın karakterini zaman içinde görünür hâle getirir. Bir insanın gerçek niyetini bir defalık davranışından anlamak çoğu zaman mümkün değildir. İnsan yanılabilir, hata yapabilir, yanlış karar verebilir. Fakat zaman uzadıkça tekrar eden davranışlar, tercihlerin arkasındaki yönelimi daha açık biçimde ortaya koyar. Çünkü süreklilik, tesadüfleri azaltır. İnsan neyi gerçekten önemsiyorsa, sonunda hayatını da ona göre biçimlendirmeye başlar. Bu yüzden insanları yalnızca söyledikleriyle değil, zaman içindeki davranışlarıyla değerlendirmek gerekir.

Güzel sözler söylemek kolaydır. İyi niyetli olduğunu ifade etmek de kolaydır. Asıl mesele, o niyetin zor zamanlarda davranışlara yansıyabilmesidir. Çünkü insanın gerçek niyeti, çoğu zaman rahat olduğu zamanlarda değil, çıkarlarıyla değerleri karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkar. Bir başka ifadeyle, niyetin gerçek sınavı, bedel ödemek gerektiği zamandır.

Geleceğe hazırlanmak da aslında bundan farklı değildir. İnsan geleceğini yalnızca planlarıyla değil, bugün yaptığı tercihleriyle kurar. Bugün verilen küçük kararlar, yarının büyük sonuçlarını doğurur. Birikim yalnızca para için değil, bilgi için de geçerlidir, emek yalnızca üretimde değil, ilişkilerde de birikir. Bu nedenle alışkanlıklar ve davranışlar yalnızca günlük hayatı değil, insanın karakterini de şekillendirir.

Bugünün ihmali yarının sorununa, bugünün disiplini de yarının imkânına dönüşebilir. Bu nedenle geleceği konuşurken yalnızca “Ne olacak?” diye sormak yeterli değildir. Asıl soru, “Bugün ne yapıyoruz?” olmalıdır. Çünkü gelecek, birgün ansızın karşımıza çıkacak bilinmeyen bir zaman değildir. Gelecek, bugünün kararlarının birikerek oluşduğu sonuçtur.

İnsan yalnızca kendi geleceğini de hazırlamaz. Bir anne babanın çocuklarına verdiği eğitim, bir öğretmenin öğrencisine kazandırdığı değer, bir bilim insanının ortaya koyduğu bilgi, bir yöneticinin aldığı karar, bir çiftçinin toprağa bıraktığı tohum, toplumun geleceğine de etki eder. Bu nedenle niyetin toplumsal bir tarafı da vardır. İyi niyet yalnızca bireyin kendisine değil, çevresine de fayda üretmelidir. Burada “iyi niyet” kavramını da sorgulamak gerekir. Her insan kendi niyetini iyi olarak tanımlayabilir. Fakat iyi niyet, yalnızca insanın kendisine verdiği bir isim değildir. Davranışın sonucunda ortaya çıkan fayda, zarar, adalet ve sorumluluk da dikkate alınmalıdır. Çünkü bazen insan “Benim niyetim iyiydi” diyerek yaptığı yanlışın sorumluluğundan kurtulmaya çalışabilir. Oysa gerçek niyet, sorumluluktan kaçışın bahanesi olmamalıdır. İyi niyet, doğru davranışla tamamlanmadığında eksik kalır. İyi davranış ise doğru bir amaçtan koparıldığında zamanla başka bir yöne savrulabilir. Bu nedenle insanın hem niyetini hem de amelini sürekli olarak gözden geçirmesi gerekir. Belki de yaşamın en zor tarafı budur: İnsan yalnızca ne yaptığını değil, neden yaptığını da sorgulamalıdır. Çünkü bazen aynı işi yapmaya devam ederken niyetimiz değişebilir. Başlangıçta insanlığa faydalı olmak için çıktığımız bir yolda, zamanla makamı, parayı veya takdiri merkeze koyabilir. Dışarıdan bakıldığında davranış değişmemiştir, fakat işin anlamı değişmiştir. İşte insanın zaman zaman kendi içine dönüp “Ben bunu neden yapıyorum?” diye sorması bu yüzden önemlidir. Niyet, insanın kendi kendisiyle yaptığı sessiz muhasebedir.

Sonuçta hayat yalnızca büyük hedeflerden ibaret değildir. İnsan, her gün verdiği küçük kararlarla kendisini ve geleceğini inşa eder. Bir söz, bir davranış, bir tercih, bir vazgeçiş, bir sabır ve bazen de bir fedakârlık, geleceğin görünmeyen yapı taşlarıdır. Bu nedenle geleceğe hazırlanmak, yalnızca plan yapmak değildir. Nasıl bir insan olmak istediğine karar vermektir. Niyet bunun başlangıcıdır, amel ise devamıdır. Sabır, süreklilik ve sorumluluk ise bu ikisini geleceğe bağlayan köprüdür.

Hz. Mevlâna’nın testinin dışına neyin sızacağını belirleyen, onun içinde ne olduğu sözü bu bakımdan niyeti de açıklamaktadır. İnsan zaman içinde içindekini dışarıya taşır. Öfke varsa öfke, iyilik varsa iyilik, çıkar varsa çıkar, samimiyet varsa samimiyet görünür. Öyleyse mesele yalnızca “Ne yapmak istiyorum?” sorusu değildir. Asıl mesele, “Neden yapmak istiyorum ve bunun için bugün ne yapıyorum?” sorusudur. Çünkü niyet geleceğin tohumudur. Ama tohum toprağa düşmeden, emek görmeden ve zaman geçmeden meyveye dönüşmez.

İyi niyet güzel bir başlangıçtır, fakat insanı geleceğe taşıyan, o niyetin arkasında duran istikrarlı ameldir. Belki de niyetin ötesi tam olarak budur: İçimizde taşıdığımızı hayatımıza geçirmek ve hayatımıza geçirdiğimiz şeyin dünyada nasıl bir iz bırakacağını düşünmek.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız