Konya
Parçalı az bulutlu
16°
Aksaray
Açık
20°
Karaman
Az bulutlu
20°

Kadersel özgürlük ve Sistina Şapeli

İnsan çoğu zaman yaşadığı olaylardan ya da tecrübe ettiği durumlardan çok o olaylara kendisinin nasıl geldiğini, bu tarz durumların arkasında nelerin olduğunu merak ediyor. Sonra sorgulamaya başlıyor: Neden sürekli aynı insanlarla karşılaşıyorum? Neden aynı olayları tekrar tekrar yeniden yaşıyorum? Neden istediğim bir şey benden hızla uzaklaşıyor?  Acaba kişi bunları bilerek mi seçiyor yoksa kendisi için yazılan o yol üzerinde özgür iradesini kullandığını mı sanıyor? Ne dersiniz zor bir ikilem değil mi?

Geleceği tek bilen ve yaratan tanrı ile özgür iradesi olan insan arasındaki ilişki kolay bir cevabı olmayan, fazlasıyla derin bir konudur. Bir tarafta ilahi ilim sahibi tanrı diğer tarafta yazılmış olan kaderinin gerektirdiği yollarda yürüyen özgür irade sahibi insan. Tabii bunları iki ayrı kutup diye düşünmemek gerek. Makro alemde bunca karmaşıklığın içinde aslında bir sır gizli. O sır da mikro işaretlerde saklı. İbn-i Arabi’nin düşüncesinde insanın seçim, karar ve varlığının tanrının mutlak iradesinden ayrılamayacağını savunduğu ya da Michelangelo’nun o ünlü Sistina Şapeli fresklerinde tanrı ve Adem figürlerinde bahsetmek istediği gibi.

O freskleri herkes en az 1 kere görmüştür. Yeryüzü ve gökyüzünün birleştiği nokta. Solda resmedilen Adem figürü zayıf, hayat bulmak istercesine. Sağda ise Adem’e yaklaşmaya çalışan/uzanan tanrının eli ve melekleri... 

Bunu kimileri güç dengesi (güçlü güçsüz ayrımı) olduğunu savunurken kimi sanat tarihçileri ise bambaşka yorumlamış. 

Resmi hafızanızda canlandırdığınızda parmaklarının dokunmak üzere olduğunu hayal edin. Adem biraz daha zorlasa dokunacak ya da tanrı istese bunu çoktan yapacak ama ne oluyor? Yorum, resmi görenlere bırakılmış. İlahi temas zorla gerçekleştirilmemiş yani son adım Ademin iradesine, seçimlerine bırakılmış. İşte michelangelo adem ve tanrının parmakları arasındaki o küçük boşluğu özgür irade olarak tanımlamış. Ve her şey bununla da sınırlı değil. 

1990 yılında yayımlanan bir makalede ademin yaratılışı freskindeki tanrı ve melekler figürünün insan beyni ile birebir örtüştüğü yazılmış. Fresk ve anatomi incelendiğinde gerçekten şaşırtıcı derece benzerlikler mevcut. Burada aslında Michelangelo sadece bir sanat eseri bırakmamış aynı zamanda tanrının insanoğluna hayat, akıl ve bilinç verdiğini ve tüm her şeyin merkezinde insanın kendisinin olduğunu simgelemiş. 

İnsan ne tamamen bağımsızdır ne de seçimlerinin sonucunu başkasına bağlayabilir. İnsanın yolu Adem ile tanrının parmakları arasındaki o boşlukta yani özgür iradesinde hayat bulur. Çünkü kader insanın önündeki yolsa özgür iradesi o yolda attığı adımlar, tuttuğu ellerdir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız