Konya
Açık
21°
Aksaray
Açık
19°
Karaman
Açık
18°

Alkış almayacak cümle kuramamak!

YAYINLAMA:

Bugün birçok insan bir an bile ötekileşmiş hissetmek istemiyor. Bu yüzden toplumun güvenli cümlelerini tekrar ediyorlar. Kendi düşüncelerini değil, alkış alacak düşünceleri savunuyorlar.

Toplum içinde sessiz kalmak giderek bir maharet sayılıyor. Her ortama uyum sağlayan, kimseyi karşısına almayan, güçlü olanın yanında duran insanlar “makul” kabul ediliyor. Oysa bu çoğu zaman gücün yanında aforoz edileceği korkusuyla ve çıkar ilişkisine dayalı yapılıyor.

İnsanların doğru olanı söylemeyi bırakıp doğru kişiye yakınlık kurmayı tercih etmeleri, başkalarına yaranmak, üstün görünmek için susmak, bir çevrede kabul görmek...

Bütün bunların bir sebebi de insanların ait olduğu çevreyi kaybetmeyi tehdit olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden doğru bildiklerini söylemeyi bırakıp doğru kişiye yakınlık kuruyorlar ve başkasına yaranmak için suya sabuna dokunmadan çevrede kabul görmeyi umuyorlar.

Hayatları yaranmak üzerine kurulu bu İnsanlar, olaylara kendi vicdanıyla değil güçlü olanın çizdiği sınırlarla bakmaya başlar ve işte tam burada yalakalık sıradanlaşır. Böyle insanlarda toplum içinde hep uyumlu görünür. Güce yakın duran insanlar “akıllı” sorgulayan insanlar ise “sorunlu” ilan edilir.  

Peki neden bunu tehdit olarak görüyor?

Kendi değeriyle varolamayan insan, aşağılık kompleksiyle güçlü insanların çevresinde dolaşarak önem kazandığını düşünüyor. Kendi sesiyle yükselemeyenler, kalabalığın sesiyle görünür olmaya çalışıyor.

İnsan kendi başına bir ağırlık koyamadığında, başkasının gölgesine sığınmayı güç sanıyor.

Bir süre sonra kendi düşüncesiyle değil insanların onaylayacağı düşüncelerle yaşamaya başlıyor. Alkış almayacak hiçbir cümleyi kurmak istemiyor.

Bir zümre ya da yapı; düşünme biçimlerini, doğru ve yanlış algısını ve “makbul fikir” sınırlarını da belirlemeye başladığında bu noktada şöyle konuşan bir kitle ortaya çıkabiliyor: “En doğru biziz, en güçlü biziz.”

Böyle bir düzende insanlar açıkça susturulmak zorunda bile kalmadan kendilerini sınırlarlar. Çünkü karşı çıkmanın bedeli yalnızca dışlanmak değil itibarsızlaştırılmak ya da yanlış kategorilere yerleştirilmek olabilir. Bu da fikir üretimini değil fikir kontrolünü öne çıkarır.

Oysa insan konuşarak gelişir ve fikirler çarpışmadan düşünce derinleşmez. İnsan bazen bir başkasına itiraz ederken kendi fikrinin eksik yanını fark edebilir. Bazen de ön yargıyla yaklaştığı bir fikir için yeni bir bakış açısı geliştirir.

Aksi olduğunda hazır kalıplarla yaşamaya başlanır. Oysa fikir üretmek, soru sormak, tartışmak insanın zihinsel sağlığı için de gereklidir. Kendini ifade edebilen insanlar daha özgüvenli olur, olaylara farklı açılardan bakmayı öğrenir ve körü körüne bağlılık geliştirmez. Saygı çerçevesinde yapılan tartışmalar toplumu büyütür. İnsan konuşarak kendi eksiklerini fark eder, yeni bakış açıları kazanır, düşüncesini geliştirir çünkü hakikat bazen sadece kendi fikrinde değil başkasını dinleyebildiğin yerde ortaya çıkar.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız