Kafamda deli sorular
Haftaya siyasetle devam edelim
AK Parti'ye oy vermeyecek seçmen, bugünkü siyasi iklimde kime oy verecek?
Butlan kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, özellikle sol seçmene yeniden güven verebilir mi? CHP'li olsanız bugün oyunuzu yeniden Kılıçdaroğlu'na verir miydiniz? Kılıçdaroğlu, CHP'nin mevcut oyunu koruyabilir mi? Daha da önemlisi, üzerine yeni oy koyabilir mi?
Bana sorarsanız: CHP stop.
Şimdi gelelim milliyetçi seçmene...
İYİ Parti ve Zafer Partisi, birbirine yakın siyasi çizgide duran iki parti. Peki her biri tek başına yüzde 7'lik seçim barajını aşabilecek bir siyaset üretebiliyor mu? Seçmenin zihninde kalıcı hangi projeleri, hangi siyasi hamleleri var?
Bana göre İYİ Parti'de Turhan Çömez, parti kimliğinin önüne geçen isimlerden biri. Üretkenliğiyle dikkat çekiyor.
Zafer Partisi'nde ise Ümit Özdağ'ın özellikle bir dönem daha dinamik bir siyaset yürüttüğü kanaatindeyim. Söylemleri ve sosyal medyadaki çıkışları, özellikle genç seçmen üzerinde karşılık bulabiliyordu.
Bugün ise her iki partiye baktığımda aklıma şu benzetme geliyor:
Tohumu toprağa ekmişsiniz... Zamanı gelmiş... Ama ne su veriliyor ne gübre. Ürün kendi hâline bırakılmış. Harman zamanı geldiğinde ise "Ne çıkarsa artık." deniliyor. Sanki bir durgunluk, bir bekleyiş, biraz da miskinlik hâkim.
Gelelim Anahtar Partisi'ne…
Genel Başkan Sayın Yavuz Ağıralioğlu'nun hitabet gücü tartışılmaz. Peki yalnızca güçlü bir liderin belagatiyle siyaset ne kadar yol alabilir? MKYK ne kadar güçlü? Türkiye'nin dört bir yanında teşkilatlanmak, diğer partiler bile ciddi ekonomik sıkıntılar yaşarken, bu kadar kolay mı?
Gelecek Partisi ise geleceği göremeden Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından feshedildi. Bu süreç bize bir kez daha gösterdi ki siyasette ekonomik güç, organizasyon kabiliyeti ve saha hâkimiyeti birçok şeyin önüne geçebiliyor. Varlığıyla toplumda karşılık oluşturamayanın yokluğu da çok fazla hissedilmiyor.
Bir kez daha gördük ki iyi bir eğitim almak, akademik unvanlara sahip olmak ya da güçlü bir bilgi birikimi tek başına iyi bir siyasetçi olmaya yetmiyor. Unvan bazen yetersiz kalabiliyor.
Gelelim YENİ Parti'ye…
Gerçekten yeni olan nedir? Sadece adı mı, yoksa kadroları ve siyaseti de yeni mi? Aynı bilindik isimlerin farklı bir çatı altında yeniden bir araya gelmesini mi izleyeceğiz, yoksa Türkiye'ye yeni bir siyaset dili mi sunulacak?
Hazır milletvekilleriyle yola çıkan bu yapı, Türkiye genelinde gerçek anlamda muhalefet yapabilecek ve güçlü bir teşkilatlanma kurabilecek mi?
Parti programını incelediğimde ise cevaplanması gerektiğini düşündüğüm bazı sorular oluştu.
Örneğin, "yerel yönetimlerin güçlendirilmesi" ifadesi tam olarak neyi ifade ediyor?
Bunun sınırı nedir? İdari hizmetlerin daha etkin yürütülmesi mi kastediliyor, yoksa daha farklı bir model mi? Üniter devlet yapısı ve idarenin bütünlüğü konusundaki yaklaşım aynen korunacak mı?
Bunlar yalnızca ilk aklıma gelen sorular. Sorulması gereken daha birçok soru var. Onları da bir sonraki yazıya bırakalım.
Son olarak...
Seçim öncesinde iktidarın atacağı adımların seçmen davranışını ne ölçüde değiştireceğini bugün kimse kesin olarak bilemez.
Ancak bildiğim bir şey var; üreticinin de, esnafın da gerçekten çok zor günlerden geçtiği bir dönem yaşıyoruz. Yılın ilk yarısında 1.240 şirket konkordato talebinde bulundu. Geçen yıl karşılıksız çıkan çeklerin toplam tutarı 259 milyar lirayı aştı. Bu yıl bu rakamların nereye ulaşacağını ise hep birlikte göreceğiz.
Siyaset elbette önemlidir. Ancak seçmenin hafızasında en güçlü yer eden şey, mutfağı, cüzdanı ve geçim derdidir. Sandığa gidildiğinde son sözü de büyük ihtimalle bunlar söyleyecektir.
Güzel yarınlarda buluşmak üzre sağlıcakla kalın