PIERRE DWOMOH TRANSFERİ
Konyaspor’da iç ve dış transfer çalışmaları bütün hızıyla sürerken yönetimin, dahası transfer komitesinin geçmişten ders almadığına bir kez daha şahit oluyoruz.
Öyle ki; İngiltere’nin Watford takımında sakatlığı nedeniyle son altı aydır forma giymeyerek, futboldan uzak kalmış birini yani Pierre Dwomoh’ı, kamp kadrosuna dahil edip, denemeye tabi tutuyor.
Eğer teknik patron İlhan Palut ve ekibi olumlu rapor verirse transferi gerçekleşecekmiş..
Kaldı ki; söylenen ve yazılanlar doğru ise Pierre Dwormoh’un Hintli takım arkadaşına yönelik ırkçı söylemleri nedeniyle cezalı olduğu, transferi gerçekleşmesi durumunda süper ligde en az 11 maç forma giymeme gibi riski bulunduğu ifade ediliyor.
Ceza yerel olduğu için belki, engel teşkil etmeyebilir…
Ancak, İngiltere gibi dünya futbolun beşiği olan bir ülkede ceza almışsa, orada bir durmak lazım.
Aynısını veya buna benzer olayları Konyaspor’da yapmayacağı ne malum, kim garanti verebilir.
Huylu, huyundan vazgeçer mi?
Belli ki, ahlak yoksunu bir karakter.
Birileri önerdi veya istedi diye hatır transferi yapılmaz.
Y ada bir yabancı için maliyeti sudan ucuz diye Konyaspor’un itibarı, saygınlığı ve hepsinden önemlisi büyük kulüp olma özelliği silinip atılamaz.
Hep söylerim, kulüp yöneticiliği holding veya şirket yönetmeye benzemez..
Vizyon ister, tecrübe ister, bilgi birikimi ister.
Bu özelliklere sahip değilseniz, ne yapsanız boşunadır.
Aksini düşünenler, Konyaspor’un geçmişine bir baksınlar.
Ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır.
Ha bu arada amacım “Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir.”
Yanlış yapılan bir iş var ise yolun başında uyarmak, dahası testi kırılmadan yol göstermektir..
Bana göre de Pierre Dwomoh’ın transferi yanlıştır.
Nokta…

TFF’NİN BAŞINA
“Dünya Kupası”na erken veda etmenin şokunu atlatmaya çalıştığımız bugünlerde, başarısızlığın faturası Montella’nın yanı sıra doğal olarak TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve yönetimine de kesildi.
Ağır eleştirilere maruz kalan başkan Hacıosmanoğlu’nun özellikle prim için vaat ettiği villaların durumu ile Avustralya ve Paraguay maçları sonrasında yaptığı açıklamalar, yurda dönüşte hakkında ortaya atılan iddialar kendisini boy hedefi haline getirdi.
Her ne kadar “Yapacak çok işimiz var, istifa etmiyorum.” söyleminde bulunsa da oturduğu koltuk tartışılıyor, camia olağanüstü genel kurul kararı bekliyor..
Hal böyle olunca da başkan adaylığı için kulislerde Fatih Terim ile Mesut Özil’in yanı sıra, gözlerden uzak bir kişinin daha ismi geçiyor…
Kim mi bu?
İstanbul Başakşehir Kulübünün eski CEO’su ve asbaşkanı, bir dönem başkan vekilliği başta olmak üzere TFF’nin çeşitli kurullarında görev almış akademisyen kimliğe sahip spor yöneticisi.
Halen UEFA Gençlik ve Amatör Futbol Komitesi'nde Türkiye'yi temsil eden spor adamı.. Ayrıca iş insanı olarak Acıbadem Sağlık Kurumu yönetim kurulu üyesi.
Mustafa Eröğüt…
Çoğu kişi, ismini yeni duysa da olası bir seçimde başkanlığın en güçlü adayı olarak kulislerde konuşuluyor.
Çünkü, başta üç büyükler olmak üzere çoğu Anadolu Kulübünün tam destek vereceği bir isim olarak görülüyor.
Hepsinden önemlisi Bilal Erdoğan ile liseden okul arkadaşı olmaları ve bu dönemden gelen köklü dostlukları, Eröğüt'ün spor kamuoyundaki referansını güçlü kılıyor.
Ayrıca TFF eski başkanı, tanınmış işadamı Mehmet Ali Aydınlar’ın damadı olması da cabası.
Özetle, TFF’nin yapılacak ilk genel kurulunda kariyeri ve referanslarıyla Mustafa Eröğüt’ün en güçlü başkan adayı olacağı bir gerçek.

ÇAĞDAŞ HOCA
Sonradan değil, anadan doğma Konyalı…
Ortaokul çağlarında başladı futbol ile tanışıklığı.
Sokak arasında taşlardan kurulmuş kale direklerinden oluşturdukları sahada, akranlarıyla oynarken, Fikret Tansal hocanın keşfetmesiyle Medaşspor altyapısına çağrıldı.
Yaşıtlarına göre üstün fiziği ve teknik yeteneğiyle bütün dikkatleri üzerine çekmiş, bunun neticesinde Konyaspor’a transfer olmuştu.
Profesyonelliğe adım atmasının ardından sırasıyla Ladik Kompenspor, Akşehirspor, Karamanspor, Ankara Keçiörengücü ve Sincanspor ile Konya Şekerspor formalarını giydi..
Forvetlerin geçmekte zorlandığı savunma oyuncuların başında geldi.
“Adam geçer, top geçmez” ünvanının cuk oturduğu bir isim idi.
Yaş ilerleyince, faal sporculuk hayatına nokta koyup, çok sevdiği futbola antrenör olarak hizmet etmeye başladı…
Sahip olduğu puro lisans diplomasıyla, daha önce formasını terlettiği, altyapıya büyük önem veren Selçuklu Belediyespor ile yolları kesişti.
Oluşturduğu teknik ekiple kolları sıvayarak yapılanmaya büyük önem verdi.
Vizyonu, gücü ve kaynakları tek bir merkezde toplayarak geleceği şekillendirdi.
Ve planlı çalışmanın sonucunda Selçuklu Belediyespor U15 futbol takımını ekibiyle birlikte 147 takım arasından Türkiye Şampiyonu yaptı.
Başka bir deyişle büyük bir başarıya imza atıp, Konya’mızın gururu oldu..
Evet.
Tahmin ettiğiniz gibi Çağdaş Çankaya’dan bahsediyorum.
Mütevazi kişiliğiyle ön plana çıkan, mesleğin alaylısı Çağdaş Hoca’dan...
Gece gündüz demeden, bitmez tükenmez enerjisiyle Türk futboluna geleceğin yıldızlarını kazandırmaya çalışan mesleğine aşık isimden.
Antrenörlüğü gelir kapısı görüp, ikinci iş olarak yapan çoğu mektepli meslektaşını cebinden çıkaran insandan bahsediyorum.
Yolun açık olsun sevgili hocam.
Başta Selçuklu Belediyespor olmak üzere Konya ve dolayısıyla Türk futboluna yaptığın ve bundan sonrada yapacağın katkılar için sonsuz teşekkürler...
DİP NOT: “ Günlükten Notlar” başlığı altında kaleme aldığım anıların ilkini geçen yazımda paylaşmıştım. Sizlerin övgüsüne mahzar olması son derece sevindirici. İlginize teşekkür ederek, günlük notlarına yeri geldiği zaman paylaşmaya devam edeceğimizi belirtelim.

