Konya’ya “Muhafazakâr” Demek Ne Kadar Doğru?
Algı yönetimi günümüzde çok önemli bir işlevsellik kazanmıştır. Çünkü toplumlar algı yönetimiyle yönetilmekte ve de bunun herkesin bilmesine rağmen hiç kimse kabul etmemektedir. Yani benim yazdığım bu cümleyi herkesten duyabilirsiniz. Ancak sonucunda kendisinin bu algı yönetiminden etkilenmediğini cümlesini de duyarsınız.
Bu algılardan birisi de Konya’nın “muhafazakar” olduğu algısıdır. Muhafazakar, mevcut düzeni koruma eğiliminde olan, yeniliklere temkinli yaklaşan anlamında bir kelimedir. Ve Konya için hiç kullanılmayacak bir kelimedir.
Gazeteciler olarak zaman zaman belediye başkanlarının veya çeşitli kurumların davetlisi olarak diğer illere gidiyoruz. Ve ben Türkiye’deki iller arasında en ilerici kentlerden birisi olarak Konya’yı gördüğümü samimiyetle söylemek istiyorum.
Şimdi Konyalı olduğum için bunu söylediğimi düşünenler olabilir ama kriterlerimin tamamen bilimsel olduğunu belirtmek isterim. Şehircilik bakımından en modern ve son model yatırımlar Konya’da hizmettedir. Ve işin ilginç tarafı; bu, her zaman böyle oldu. Konya bilhassa 1960’lı yıllardan itibaren belediye hizmetleri açısından daima kendisini geliştirmiş ve en modern kentleri kendisine örnek almıştır. Her zaman da Anadolu şehirlerinde olmayan hizmetler ilk kez Konya’da gündeme gelmiş. Konya hep ilklere imza atmıştır.
Konya’da yaşamayıp, Konya’ya ziyarete gelenler de her zaman Konya’nın şehircilik yönünden ne kadar gelişmiş olduğunu görüp hayretler içerisinde kalmaları da doğal bir durum gibi gözükmekteydi.
İşte algı yönetimi burada başlıyor aslında. Düşünsenize “Konya muhafazakar bir kent ve o kente geldiğinizde, “gericilikle” karşı karşıya kalacaksınız” gibi bir izlenim hep oluşturulmuştur.
Halbuki Konya hep “ilerici” bir kent olmuştur. Aslında belediye faaliyetleri yönünden de tamamen “devrim” yapan bir şehirdir. Birçok şehrimize baktığımızda gelişmelerin olmadığını görmek mümkündür. En basitinden İzmir’i düşünün bundan 40 sene önceki İzmir’le şimdiki İzmir arasında neredeyse hiçbir fark olmadığı gibi; hele belediye hizmetleri açısından daha da geriye gittiğini bariz görebilirsiniz.
Muhafazakarlık işte burada tanım olarak devreye giriyor. Bir şehrin muhafazakar olması demek, durumunu koruması, geriye gitmesi anlamında değerlendirilebilir. Dolayısıyla “muhafazakarlık” kavramı Konya’ya hiç uymayan bir tanımdır. Sadece algı yönetimiyle ülke halkına sanki “tüm şehirler batılı ölçülerde şehirdir bir tek Konya Ortadoğu şehridir” algısını yerleştirme çabası gözlemlenmektedir. Bazen şehrin yöneticileri de bu algıya istemeden veya bilmeden destek vermektedirler.
Bir şehri, şehircilik kültürü, mimarisi, temizliği, eski eserlere saygısı, trafiği gibi konularla değerlendirmek doğru sonuç doğurur. Konya bu konuların hepsinden çok büyük not alarak sınıfı geçer.
Yani Konya için muhafazakarlık kelimesini kullananlar bir algı yönetiminin oyuncağı durumundadırlar. Konya Türkiye’de en ilerici şehirdir. Muhafazakarlık kelimesiyle yan yana bile gelmez.
“Biz bu muhafazakarlığı dini hassasiyetler için kullanıyoruz” diyorsanız o da ayrı bir yanlış olur. Konya, Mevlana Celalettin Rumi’nin kentidir. Dolayısıyla Konya’daki herkes O’nun huzurunda olduğunu bilir. Mevlana Hazretleri de malumunuz İslam alimidir. İslam da en ilerici dindir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk “Din vardır ve lazımdır. Bizim dinimiz en makul ve mantıklı dindir” diyerek bu düşünceye dikkat çekmiştir. Anlayacağınız İslam da muhafazakarlığı kabul etmez.
Dolayısıyla İslam ilericidir. Mevlana Hazretleri tüm dünyaya örnek olmuş ilerici bir İslam Alimidir. Konya devamlı ilerleyen ve gelişen bir şehirdir. O zaman muhafazakar olanlar bu kelimenin anlamını bilmeyenler midir yoksa Konya mıdır?
Dostlukla kalın.