Konya
Parçalı bulutlu
26°
Aksaray
Açık
31°
Karaman
Açık
27°

Kandırma Beni

YAYINLAMA:

İş seyahatleri ve kısa bir tatilin ardından, harman vakti yeniden gündemi değerlendirelim. Buyurun, başlayalım…

Gösterişli külliyemizde, gösterişli karşılamalar eşliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de geldi geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump'ın verdiği samimi görüntüler dünyaya gerçekten güçlü bir mesaj mı verdi, yoksa yalnızca objektiflere yansıyan karelerden mi ibaretti? Açıkçası emin değilim.

Bir başka soruyu da kendime sormadan edemiyorum: Avrupa, böylesine gösteriş merkezli diplomatik organizasyonlara ne kadar alışkın? Yoksa biz, Avrupa'nın diplomasi anlayışı ile Orta Doğu ve Arap coğrafyasındaki ihtişam kültürünü birbirine mi karıştırıyoruz?

Ancak şundan da eminim ki; çiftçinin, emeklinin, memurun ya da işçinin gündeminde NATO Zirvesi ilk sıralarda yer almıyordu. Çünkü vatandaşın asıl gündemi, cebine giren ile cebinden çıkan arasındaki giderek büyüyen uçurum. Hayatın gerçeği, diplomatik fotoğraflardan çok daha ağır geliyor.

Yaz sıcaklarıyla birlikte Konya Ovası'nda hasat başladı, hatta birçok bölgede yarıyı geçti. Bazı ürünlerde verim çiftçinin yüzünü güldürse de açıklanan alım fiyatları aynı etkiyi oluşturmadı. "Neye göre düşük?" diye sorabilirsiniz. Cevabı çok basit: Üretim maliyetine göre düşük.

Bugün çiftçi üretime kendi sermayesiyle değil, büyük ölçüde borçlanarak başlıyor. Hasat sonunda elde ettiği gelir ise çoğu zaman borcunu kapatmaya bile yetmiyor. Faiz yükü, kredi baskısı ve artan maliyetler arasında alın teri adeta finans sisteminin çarkları arasında eziliyor. Çiftçi sessiz... Çaresiz... Ama üretmeye de mecbur.

Dünyanın gündeminde ise bitmek bilmeyen savaşlar var. Başlangıcı belli olsa da sonunun ne zaman geleceğini kimse kestiremiyor. Tıpkı yıllardır mücadele ettiğimiz enflasyon gibi... Sürekli düşeceği söyleniyor ama bir türlü kalıcı şekilde istenen seviyelere inmiyor. Küresel krizler ve savaşlar en çok da bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor. Bedelini yine üreten, çalışan ve tüketen kesimler ödüyor.

Sanayi cephesinde de alarm zilleri çalıyor. Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan sıkı para politikası, dış pazarlardaki daralma, kuzeyimizde, güneyimizde ve doğumuzda süren savaşlar, Çin'in fiyat baskısı ve ihracattaki yavaşlama özellikle orta ölçekli KOBİ'leri ciddi biçimde zorluyor. Nakit akışındaki sıkıntılar, daralan pazar ve fiyat istikrarsızlığı önümüzdeki dönemde sanayiciyi daha da zorlayacak gibi görünüyor. Esnafın tabiriyle; “Gün, dünü aratıyor.”

Gelelim Ahbap ve Haluk Levent meselesine…

Her yükselişin de her güvenin de bir sınavı vardır. Haluk Levent, Ahbap Derneği ile toplumun önemli bir kesiminin güvenini kazandı. Elbette yaptığı iyilikleri yok saymak doğru olmaz. Ancak iyi niyet, tek başına büyük bir yapıyı yönetmek için yeterli değildir.

Motor ehliyeti olan birine TIR kullandırabilir misiniz? Belki kısa bir mesafede... Ama yük büyüdükçe, sorumluluk arttıkça sadece direksiyonu çevirmek yetmez. Sonunda ne çekici yürür ne de dorse…

Aslında mesele yalnızca bir kişi ya da bir kurum değil. Bizim belki de en büyük zaafımız, çok çabuk güvenmemiz. Sormuyoruz, sorgulamıyoruz, araştırmıyoruz. Sonra da büyük hayal kırıklıkları yaşıyoruz.

Benim temennim; bugün güven duyduklarımızın yarın bizi mahcup etmemesi.

Çünkü ne yazık ki bu millet, kandırılmaya çok alıştı.

Kim olursa olsun…

Hangi makamda bulunursa bulunsun…

Hangi görüşü savunursa savunsun…

Bizi kandırmasın.

Çünkü güven, verilmez; hak edilir.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız