Güven, güç ve mücadele dengesi
Güven…
Herkesin bu kelimeyle ilgili yazabileceği, söyleyeceği çok sayıda cümle var. Bugün sizlere bilmediğiniz bir şeyi anlatmıyorum, hatırlatmak amacıyla yazıyorum...
Güven, hayatımız boyunca en çok duyduğumuz ve insanoğlunun en çok ihtiyaç hissettiği şeylerden biri. Değeri ancak kaybedildiğinde tam anlamıyla anlaşılıyor. Kırıldığında yerine yenisini koymak çok zor. Ve fakat bunun yanında hayatı yalnızca güven üzerine inşa etmek de hem yeterli değil hem de doğru değil. İnsan her şeyden önce kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecek, bilecek...
Bu düşünceyi anlatan eski ama anlamı hiç eskimeyen bir hikaye vardır; Bir baba ile oğlu kırlarda yürürken, kozasından çıkmaya çalışan bir kelebeğe rastlarlar. Kelebek büyük bir çabayla kozanın liflerini aşmaya çalışmaktadır. Baba, ona yardım etmek ister ve kozanın liflerini aralayarak kelebeği özgür bırakır. Fakat beklediği olmaz. Kelebek uçamaz. Çünkü o zorlu mücadele, aslında kanatlarını ve kaslarını güçlendiren doğal sürecin ta kendisidir. İyi niyetle yapılan o müdahale, kelebeğin hayatı boyunca uçamamasına neden olur.
Hayat da çoğu zaman böyledir. Zorlukları aşmaya çalıştıkça gelişirsin farkında olarak veya olmayarak. Yoksa, önümüze kolaylıklar serilse nasıl gelişebilirdik ki?
Güven duyduğunuz bir insanın yanında kendinizi rahat hissedersiniz. Öyle her sözünüzü tartmaz, her davranışınızı düşünerek yapmaz ve güvendiğiniz insanın da davranışlarını sorgulama gereği duymazsınız. Size zarar vereceğini düşünmez, huzurunuzu bozan şüphelere kapılmazsınız. Ama güven zedelendiğinde tablo değişir. En basit meseleler bile büyür, söylenen her söz farklı anlamlara çekilir.
İnsan, karşısındakini kırmaktan değil, yanlış anlaşılmaktan korkarak konuşmaya başlar. Cümlelerin başına eklenen "Kusura bakma ama..." ya da "Yanlış anlama fakat..." gibi ifadeler bile aslında ilişkideki güven eksikliğinin sessiz itirafıdır. Bana göre bu tür cümlelerle başlayan konuşmalarda asıl sorun söylenecek söz değil, çok daha önce yıpranmış olan güvendir.
Yaş ilerledikçe insanın zihninde yeni sorular beliriyor. "Neden buradayım?", "Hayat bana ne anlatmaya çalışıyor?" gibi...
O zaman fark ediyorsunuz ki, yıllarca dert diye gördüğünüz birçok zorluk aslında sizi hayata hazırlamış. Her sıkıntı biraz daha güçlendirmiş, her engel biraz daha direnç kazandırmış.
Zorluklardan uzak kalmaya çalışırken, farkında olmadan kendi gelişimimize de engel oluyoruz aslında. Mücadele etmemiz şart, kendi kanatlarımızla uçabilmemiz için.
Yani sözün özü şu ki, güven kıymetli bir hazine ama güçlü karakterin temeli başkalarına yaslanmadan ayakta durmayı öğrenmektir. Hayatın gerçek dengesi, güvenmeyi bilmekle kendi gücüne güvenebilmeyi aynı potada buluşturabilmektir.