Konya
Parçalı az bulutlu
16°
Aksaray
Parçalı az bulutlu
19°
Karaman
Parçalı az bulutlu
17°

Seçim yapma paradoksu

YAYINLAMA:

Bu yazıyı yazarken yaşadığım tam olarak da buydu. Yazsam mı yazmasam mı? Söyleyeceklerimi paradoks üzerinden mi anlatsam yoksa zorluk olarak mı dile getirsem? 

Başlığa tercih mi desem seçim mi desem? 

Başka bir konu mu seçsem? 

Ve bu yazıya karar verirken onlarca seçenek ve seçim arasından kazananları okuyorsunuz şu an. 

Gün içinde sayısız kez seçim yapmak zorunda kalırız. Sabah uyandığımda spor mu yapsam yoksa biraz daha mı uyusam? Kahvaltı yapsam mı yapmasam mı? Ne giysem siyah mı mavi mi? O kadar çok seçenek üretirken aslında kaçırdığımız bazı yerler olduğu kanaatindeyim. 

Amerika’da alışveriş yapma olasılığı üzerine yapılan bir araştırmada bir mağazaya 24 adet ürün, diğerine ise 6 adet ürün konulmuş ve müşterilerin hangi mağazadan daha çok alışveriş yaptığı saptanmak istemiş. Daha fazla seçenek olduğu için o mağazayı ziyaret eden fazla olsa dahi 6 ürünü olan mağazada alım oranı daha fazla çıkmış. Yani burada şu sonuç çıkıyor; seçenekler arttıkça karar verme oranı azalıyor. Yanlış bir karar vermektense hiç karar vermemeyi mi yeğliyorlar acaba? Bu da bir ihtimal tabii. 

Aslında konudan sapmak istemem ama söylemek istediğim bir diğer konu da şu: Artık sadece kendi hayatımızda yarattığımız seçeneklerle de uğraşmıyoruz. Her gün başkalarının hayatlarını yakınlarındaymışçasına görüyoruz. Biri evleniyor biri yurt dışına yerleşiyor biri işinden ayrılıyor yeni bir iş kuruyor biri yeni arabasını kutluyor vesaire derken insanın kafasında hemen başka sorular beliriyor, acaba ben doğru hayatı mı seçtim? Vermiş olduğum kararlar benim özgürlük alanımda mı vardı yoksa diğer seçimlerin bir sonucu olarak mı bana verildi? 

Bize hep nedense daha çok seçeneğin daha fazla özgürlük getireceğinden bahsedildi ama acaba öyle mi? Bu kadar seçenek olması insana ne yapıyor? Bazen farkında mısınız bir karar vermek kararın kendisinden daha zor halde. Böyle durumlarda Arthur Ward’ın rehber edindiğim bir söz var, pesimist rüzgardan şikayet eder, optimist sadece geçmesini bekler, realist ise yelkenini ayarlar. Yani verdiğimiz her seçenek ve her karar bizi bir sonraki seçenek ve karar ikilisine götürecekse ve de insanoğlu bu döngüde yaşamak zorundaysa yelkenleri neden ayarlamasın ki? Elbette bazı kararlar zor alınır bazen yanlış alınır önemli olan burada, bakış açımızı hataya değil karar vermenin doğasına bırakmak. Hayatın normal akışında zaten bu hep vardır dualite çünkü.

Konumuza dönecek olursak size bir sorum var.

Kimse görmeyecek olsaydı pişman olmaksızın yine aynı şeyi seçer miydiniz? Cevapları size bırakıyorum. 

Konumun çıkma noktası ünlü felsefeci Kierkegaard’ın bir pasajıydı aslında. Orada diyor ki dünyanın tüm deliliklerine gülsen de pişman olursun ağlasan da pişman olursun. Neyi seçersen seç pişman olursun bütün yaşam felsefesinin özü budur. Çünkü sorun tercih etmende değil yaşamadığın o hayatı güzellemende. 

Ne diyordu Mevlana: “Dünyada senden başka hiçbir şey yoktur. Kendinden başka bir şey arama. Bulmaya çalıştığın da sensin.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız