Konya
Az bulutlu
12°
Aksaray
Parçalı bulutlu
18°
Karaman
Parçalı az bulutlu
14°

80’er Dairenin Hikayesi

YAYINLAMA:

Geçen gün biri anlattı: "Eski müftü vardı şu isimde. Tanıyor muydun" dedi. İsmen bilirim dedim. "O müftü üç kardeşmiş. Babalarından kalma arsaları varmış. Arsanın bulunduğu yere kentsel dönüşüm uygulanmış. Üç kardeşin her birine kentsel dönüşümden 80'er daire düşmüş" dedi.

Arsa büyük, arsanın olduğu yere yüksek kat verilmiş olmalı. Bazıları şanslı doğar dedikleri böyle bir şey olsa gerek dedim.

Arsa ne kadar büyük olursa olsun, karşılığında  toplam 240 daire verilmesi ister istemez şaşırttı beni.

80 dairenin şaşkınlığını atlatmadan ikinci kez şaşkınlık yaşadım. Çünkü kardeşlerden müftü olmayanı, payına düşen 80 daireden birini, evi olmayan bir ihtiyaç sahibine hibe etmiş. Bunu duyan eski müftü de "İyi yapmışsın kardeşim, Allah hayrını kabul etsin. Başka ihtiyaç sahibine de bir tanesini ben vereyim" diyeceği yerde kardeşine çıkışmış. "Niye verdin" demiş ve dairenin elden gitmesine gönlü olmamış.

Koskoca müftü bu işleri daha iyi bilir. Her 40 koyun ve keçiden bir tanesi zekât verildiğine göre müftü kardeş belki "Niye bir verdin, iki daire vermeliydin. Az olmuş" diye kızmasın dedim. "Yok, ondan dolayı kızmamış" deyip güldü.

Hasılı üç kardeşten iki tanesinin elan 80'er dairesi varken bir dairesini bağışlayan kardeşin ise 79 dairesi var.

Ne diyeyim, Allah daha çok versin. 

Müftünün kardeşine ya da ağabeyine kızmasına üzüldüm. Çünkü kardeşten ziyade böyle bir şeyi müftüden beklerdim. Çünkü müftü, görev yaptığı yıllar boyunca vaazlarında hayır, hasenatın önemi üzerinde durmuş, ne verirsen elinle, o gider seninle demiştir. Zekât ve fitrelerinizi ihtiyaç sahiplerine verin. Çünkü malınızda fakirin hakkı var demiştir. Belki de müftünün vaazını dinleyen kardeşi etkilendi, müftü kardeşim böyle böyle dedi. Babadan da olsa bir servetin sahibi oldum, bir tanesini vereyim dedi. Görünen o ki söz müftüye ait, uygulama da kardeşten. Biri kâl ehli, diğeri ise hâl ehli. Şu var ki bu toplum sahavet ve cömertliği, bu işin tedrisini almayandan ziyade alandan bekler. 

Müftü belki dairesini vermedi ama vaazlarından etkilenen kardeşinin verdiği daireden payına belki sevap gelir. Çünkü bir şeye sebep olan, onu yapmış gibi olur denir.

Yine müftüden beklerdim ki mal canın yongası misali dairesini vermeyebilir ama verene de niye verdin dememesiydi.

Durun ya yeni aklıma geldi. Kardeş, bir dairesini başkasına vereceğine müftüye verseydi olmaz mıydı. Bak o zaman müftü ne çok sevinirdi ve kardeşimi baş tacı yapardı. Müftünün bir dairesi fazla olsaydı fena mı olurdu? Üstelik yardım önce kardeşten başlanır. Kardeşinki de laf olsun.

Neyse geçeyim burayı. Görünen o ki bu üç evlat doğarken şanslı doğmuş. Onlar bu daireleri kiraya vererek ya da satarak paraya para demezken onların parası da benim çenemi yorsun. Onlar adına hesap yapayım. Üç kardeşin kendilerine ait daha önce daireleri olduğunu düşüneyim. 80 dairenin her birini 20 binden kiraya verseler, 80*20.000=1.600.000 lira yapıyor. Yani her birinin sadece kiradan aylık geliri 1 milyon 600 bin lira. Bir evini bağışlayan kardeş her ay 20 bin eksik almış olacak. Kirayı da en düşükten hesapladım. Yeni evi 20 bine kimse kiraya vermez. 

Ne diyeyim. Bu para say say, ye ye, harca harca biter mi? Vay be!

Bu üç kardeşin çocukları da şimdiden çok şanslı. Nasılsa her birine çokça daire düşecek.

Burada kesiyorum. Çünkü çenem yoruldu. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız