Bizim Çocuklar neden başaramadı?
İlk maçında Avustralya'ya 2-0'lık sonuçla yenilen Türkiye A Milli Futbol Takımı, Paraguay'a 1-0 yenilerek 2026 Dünya Kupası'nda gruptan çıkma şansını yitirdi...
Paraguay karşısında alınan sonuç beni şaşırtmadı, niye?
Avustralya karşısında alınan mağlubiyetin ardından haklı olarak millet ve medya, oynanan oyundan dolayı takıma ve Montella'ya eleştirilerde bulundu. Yapılan eleştirilerin ardından oyunculardan, "Biz bunu dikkate alıyoruz", "Bu sonuç bir kazaydı", "Bu mağlubiyetten gerekli dersleri çıkaracağız", "Elimizden gelenden fazlasını yapıp sonraki iki maçımızı kazanarak milletimize gurur yaşatacağız" demek yerine "Bıyığımıza, saçımıza, sakalımıza ne karışıyorsunuz" tarzı bir tavır gördük.
'Türk futbolunun patronundan' da "Yahu oyuncular üzülüyor, yapmayın, etmeyin. Siz kimsiniz bizden hesap soruyorsunuz" gibisinden bir çıkış geldi.
Netice itibarı ile de olacağı buydu...
Bir önceki yazımda da değindim. Bu kupaya katılmak bir başarı değil. "24 yıl sonra katılma başarısı" diyorlar ya, 24 yıl sonra katılmak başarı değil, 24 yıl katılamamak başarısızlık...
Paraguay maçının ardından oyuncular cephesinden klasik, standart, klişe, "Bütün Türk halkından özür diliyorum. Başka diyecek bir şey yok. Ne söylenir bilmiyorum. Futbolda böyle anlar olabiliyor" açıklaması da geldi. Yıllardır değişmeyen, bitmek tükenmek bilmeyen bir Türk futbolu töresi. İsimler değişiyor ama bu tür açıklamalar hiç değişmiyor. Kulüp takımlarında yapılanlar neyse de Türkiye Milli Takımı forması giyerken yapılan bu açıklamalar hakikaten artık çok can sıkıcı olmaya başladı…
Katılan diğer takımları izledik. Haiti kötü, Tunus kötü, Türkiye kötü. Diğerleri resmen topu yiyor sahada topu. "Ülkem adına buradayım", "Burası Dünya Kupası, burada mükemmel performans göstermeliyim" mesajını alıyorsunuz diğer takımlardan. Yahu Curaçao bile 7 gol yedi ama Almanya'ya 1 gol attı be kardeşim, onlardan bile bir mücadele gördük...
Reklamlar, villalar vesaire saymıyorum, kimsenin malında mülkünde gözümüz yok, Allah daha çok versin de yani bir oyun, mücadele göreydik. Reklamlardaki performans kadar sahada performans göremedik.
İstatistik sayıyorlar maçların ardından. 65 tane şut çekmişler de rakipler 1-2 şut çekip maç kazanmışlar. Top da yüzde 80 falan bizimkilerde kalmış. Eee? Sonuç? O topu al, villaya sektire sektire götür...
2 maç arasında "Aman, bizim çocuklar eleştirilerden yıpranıyor, tivitte böyle böyle yazıyorlar yahu yazmayın, etmeyin" falan. Yıllardır bu medya sektörünün içerisindeyim, aldığım maaş belli, yaptığım haberlerden dolayı ne vatan hainliğim kaldı ne memleket düşmanlığım kaldı, ne anam kaldı ne de avradım. "Siyonist" bile dediler ya. “Bu haberi yapanı gebertmek lazım" bile dediler. Hakaretlerden dolayı dava açsam köşeyi dönerim ama açmıyorum. Niye? "Kullanım hakkım büyük Türk milletine ait" diye yola çıktım çünkü çıkarken, her ne kadar dozu aşılıyor olsa da eleştirinin mesleğimin bir parçası olduğunu biliyordum. Ve biliyorum ki farklı mesleklerde çalışan milyonlarca insan benim yaşadıklarımın aynısı olmasa da benzer şeyleri yaşıyor.
Üzerimizde ay yıldızlı forma olmamasına, milyon dolar primler almamamıza, villalar verilmemesine rağmen yapıyoruz biz bunu.
"Canınız sağ olsun" edebiyatından da bıktık. "Bu takım en azından bir çeyrek final oynar canım" diye beklerken takım üçüncü maçı görmeden havlu attı. Yazıklar olsun...
“Ya bu kupayı alırız ya da bu kadar şeyden sonra milletimizin yüzüne bakacak yüzümüz olmaz" diyecek haliniz yok ya…
Haiti'den sonra elenme başarısı gösterdikleri için 'Bizim Çocuklar'a teşekkür ediyor ve iyi tatiller diliyorum.
Esenlikler…