Diyanet Vakfı Fonda Yokmuş!
İnternetle birlikte iletişimin doruğunu yaşıyoruz. Buna paralel olarak sanal alem ve sosyal medya da hayatımızın bir parçası. Haber kaynakları da çeşitlendi. Haber, olay ve iddialar o kadar hızlı yayılır oldu. Gündem de çok çabuk değişiyor. Yazılı basının haberleri eskimiş olarak önümüze düşüyor. O yüzden çoğunluğun tercihi, yazılı basından ziyade sanal âlemi okumak. Çünkü en son taze haberler sanal alemde.
Haberin kaynakları eskisi gibi sadece gazeteciler değil. Günümüzde teknolojiyi kullanan ve sosyal medya paylaşımı yapan herkes adeta birer gazeteci.
Herkesin gazeteci olduğu günümüzde paylaşılan her şey teyide muhtaç. Çünkü paylaşımı yapanın bir sorumluluğu yok. Duyduğunu, işittiğini ve gördüğünü paylaşıyor. Üstelik sosyal medya algı oluşturmaya yönelik trol hesaplarıyla dolu.
Haliyle gördüğümüz, okuduğumuz, işittiğimiz her haber ve olay dezenformasyon bilgi içerebilmekte.
Sosyal medyadaki trol hesaplarının niyetini bildiğim için gördüğüm her sosyal medyaya temkinli yaklaşırım, önüme düşen her habere atlamam.
Gazetesi, televizyonu ve Youtube'u olan haber kaynaklarını tüzel kişilikleri dolayısıyla sosyal medya paylaşımı gibi görmem. Derim ki bunların sorumlulukları vardır. Bir şeyi haber yapmadan önce araştırmışlardır diye düşünürüm.
9 Ekim 2026 tarihinde "Diyanet Vakfı ve Fon" başlıklı yazımın haber kaynağı da Sözcü gazetesinin İnternet sayfası. Bu İnternet sayfasının haberine göre güya "Diyanet Vakfı, vakfın uhdesinde bulunan paraları değerlendirmek için fona yatırmış. Fon skandalıyla birlikte fonlar ve borsa dip yapınca Vakfı’n parası da yüzde 48 oranında azalmış. Diyanet İşleri Başkanı'nın talimatıyla fondan çıkılmış".
Aslında Diyanet'in de fonda parası olduğunu ilk kez WhatsApp aracılığıyla bir arkadaştan öğrenmiştim. "Bunu da yazı konusu et" yazmıştı arkadaş. Habere temkinli yaklaştım. Oralı olmadım. Ertesi günü arkadaşın yazdığını iki ulusal gazetede, değişik sosyal medya hesaplarında da gördüm. Üstelik bir tanesi Diyanet'ten bir yetkiliye dayandırarak "Diyanet'in de fona girdiğini" Youtube'da konu ediniyor gördüm. Bu bilgileri teyit için Diyanet'in Web sayfasına girdim. Çünkü fon olayına dair Diyanet'in mutlaka bir açıklaması vardır diye düşündüm. Fakat herhangi bir açıklamaya rastlamadım. Sükut ikrardandır. Şu ana kadar bir açıklama yoksa herhalde Vakıf da fona girmiş olmalı diye düşündüm.
Bir gün daha bekleyerek Sözcü gazetesinin iddiasına yazı konusu edindim. Yazımda da çoğu haber kaynağında göremediğim bu bilginin aslı var veya yok diye belirttim. Paranın faizde değerlendirilip değerlendirilmediğiyle ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini yazdım. Fonda parası varsa bundan sonra vatandaş yardım yaparken temkinli yaklaşabilir endişemi dile getirdim.
Ve yazıyı yazıp gazeteye gönderdikten ve bu yazımı sosyal medyada da paylaştıktan saatler sonra yazımı okuyan bir okuyucum Diyanet Vakfı’nın fon açıklamasına dair bir metni yorum olarak yazımın altına eklemiş. Yorumu görünce nihayet Diyanet, hakkındaki iddialara cevap vermiş dedim. Açıklamasından bir bölüm şöyle: "Son dönemde piyasalarda adı geçen portföy yönetim şirketlerinde ve tasfiye kararı alınan ilgili fonlarda Vakfımızın herhangi bir mali kaynağı bulunmamaktadır. Ayrıca basında yer alan Vakfımızın mali kaynaklarının değer kaybına uğradığı, faizli ürünlerde kaynağını değerlendirdiği, borsa üzerinde yatırımlarının olduğu yönünde çıkan haberler gerçeği yansıtmamaktadır".
Bazı kapalı yerler olsa da ve açıklama konusunda geç kalsa da Diyanet'in bu açıklamasına sevindim. Meğer fonda parası yokmuş ve parasını faizde değerlendirmiyormuş.
Gönül ister ki yazılı ve görsel basında ve sosyal medyada yer alan küçücük bir iddiaya bile kurumlarımız zamanında açıklama yapabilsin. Çünkü başta Diyanet olmak üzere çoğu kurumlarımızın basınla ilgili bölümleri var. Günlük haberleri tarayıp hakkındaki iddialara açıklık getirmeleri gerekiyor. Ki çoğu kurum iddialara anında cevap veriyor.
Bu vesileyle Diyanet hakkındaki iddialara cevap vermiş ve kafalarda oluşan müphemlere açıklama getirmiş oldu. Ümit ederim ki Diyanet bundan sonra daha hızlı hareket eder. Çünkü nasıl ki geciken adalet, adalet değilse, zamanında yapılmayan açıklama da bir dezenformasyon bilginin daha hızlı yayılmasına sebebiyet verebilir. Çünkü bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir. Bunu da en iyi Diyanet bilir.
Daha sorumlu davranırlar. Çünkü tüzel kişilikleri var dediğim gazetelerin de bir şeyin aslını astarını öğrenmeden haber yapmaları doğru değil. Çünkü gazetecilik etiğine sığmaz. Hoş, bu ülkede çoğu kimsenin etik diye bir derdi yok. Bu da ayrı bir konu.