İç sahada puan kaybı sıkıntı
Anlaşılan Milli maç arası Konyaspor’a yaramamış
Başka bir deyişle iki haftalık arada Yeşil-Beyazlı ekibimiz “Bir dönüm bostan, yan gel yat Osman” misali dersine çalışmamış.
Halbuki maçtan önce, kesinlikle “galibiyet” alır gözüyle baktığım Konyaspor açıkçası beni şaşırtmakla kalmadı, sükutu hayalete de uğrattı
Tamam rakip İstanbul Başakşehir yabana atılacak bir takım değil
Belki bazı özellikleriyle bizden üstün olabilir…
Ama kardeşim ne olursa olsun, sen kendi saha ve seyircin önünde oynuyorsun.
Puan kaybetmekte neyin nesi.
Başakşehir’i yenmeyip de kimi yeneceksin
Anlaşılan, iç sahada alınan Trabzonspor galibiyeti ile Kasımpaşa deplasmanında elde edilen beraberliğin tesadüf olduğunu düşünmeden edemeyeceğiz.
Maça gelince;
Ekibimiz Konyaspor ofansif ağırlıklı futbolu tercih eden rakibi Başakspor karşısında 4-2-3-1 dizilişiyle yer aldı.
Her zaman ki gibi defansta Uğurcan, Baniya, Adil ve Masuaku dörtlüsü, önlerinde Jevtovic ve Melih ikilisi, orta sahada ise Deniz Türüç, Toht ve Diogo ile forvette Muleka görev yaptı..
Buna karşılık konuk takım İstanbul Başakşehir’de ise son maç kadrosuna göre tek bir rotasyon vardı. O da Daive Selke idi, forma giymedi.
Maçın 23 dakikasında dizinden sakatlanan kaptan Adil’in yerine Awaziem oyuna dahil olunca defans güvenliği zaman zaman S.O.S vermeye başladı.
İlk yarıda Konyaspor, Diogo ve Baniya ile Başakşehir ise Shomurodov’la yakaladığı pozisyonları gole çeviremediler.
İkinci yarıda 58 dakikada yaşanan penaltı pozisyonu ise bana göre yoruma açık tartışma gerektiren bir pozisyondu.
Bu yarıda ayrıca kayda değer başka bir pozisyonda 70. dakikada Deniz Türüç’ün kullandığı serbest atışta topun baraja çarparak yön değiştirip üst direkte patlamasıydı.
Özetle her iki takımın oyun üretmekte zorlandığı tipik bir beraberlik maçında puanlar paylaşıldı.
Olan iki puan kaybeden Tümosan Konyaspor’a oldu..

MONTELLA GİTTİ DERTLER BİTTİ Mİ?
Başlığa verilecek kısa ve net cevap…
“Tabi ki hayır”
Bitmek şurada dursun, tam tersine artarak da devam ediyor.
Türk futbolunun sıkıntısı yalnızca Milli Takımın başarısızlığı değildi ki.
MHK başkanı Ferhat Gündoğdu ile birlikte kurul üyeleri ve onların özellikle de kritik maçlara atadığı hakem Yasin Kol’un tutuklanmasıyla gün yüzüne çıkan olumsuzlukların yarattığı kaos idi.
İşte böylesi bir ortamda istifa etmesi beklenen başkan İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’nun olağan seçimli genel kurul tarihine kadar göreve devam etme kararı yaşanan krizi iyice derinleştirdi..
Öyle ki, bu karara karşı çıkan yol arkadaşlarından, başkan vekili Mecnun Otyakmaz başta olmak üzere yöneticiler Bilal Arslan, Mustafa Bozbağ, Zafer Bahadır Saraç ve Murat Şahin istifa ettiler.
Asıl olan şimdi bundan sonrası.
Nasıl bir yol izlenecek
Koltuğa yapışan başkan Hacıosmanoğlu’na destek mi verilecek, yoksa görevi bırakması için baskı mı yapılacak?
Veyahut kulüpler birliği yada delegeler imza toplayarak olağanüstü genel kurul kararı mı aldıracak?
Eğer, siyasi irade işe el atarsa, bence ikinci olasılık gerçekleşebilir.
Aksi takdirde, istifa edenlerin yerine gelecek yedek üyelerle Başkan Hacıosmanoğlu yoluna devam eder.
Birde merak edenler için şu hatırlatmayı da yapalım.
Türkiye Futbol Federasyonu ana statüsü gereğince dört yılda bir düzenlenen olağan seçimli genel kurul, mevcut takvim çerçevesinde Haziran veya Temmuz 2028 döneminde sandık başına gidilerek yapılacak.
Bilindiği gibi İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu 18 Temmuz 2024 yılında yapılan genel kurulda rakibi Mehmet Büyükekşi’ye karşı (134-129) beş oy farkla seçimi kazanmıştı.

“TÜRK KUPASI” GELİYOR..
Dünyadaki Bağımsız Türk Devletlerinin katılımı ile “Türk Kupası” adı altında turnuva düzenlenecek.
İki yılda bir yapılması planlanan bu ortak turnuvayla ilgili müjdeyi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu verdi.
Dünya futboluna yeni bir heyecan, yeni bir soluk getirmesi beklenen bu büyük proje, bizler gibi tüm Türk dünyasını da heyecanlandırdı.
200 Milyonu aşkın Türk nüfusunun olduğu geniş gönül coğrafyasında genç yeteneklerin keşfedilmesi ve altyapıdan itibaren yetiştirilerek kendi Milli takımlarının başarısına katkıda bulunması sağlanacak.
Başkan Zorlu’nun ikinci müjdesi ise ülkemiz futbol takımları için oldu.
Adeta devrim niteliğindeki bu proje hayata geçirildiğinde Türk dünyasından Türkiye’ye gelen futbolcular artık yabancı statüsünde değil de Türk statüsünde transfer olabilecekler.
Her iki konuda da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile TFF’nin ortak çalışmalar yaptığı ve bu çalışmalarda son gelindiği söyleniyor.
İlk etapta Türkiye ile birlikte tam bağımsız Türk Devletleri olan Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kapsayan projeye ileri ki yıllarda Tataristan, Tuva, Çuvaşistan, Sincan Uygur, Gagavuzya gibi özerk bölgelerde dahil edilecek.
Özetle Dünya futboluna Türk damgasını vuracak, Sporda Türk Devletleri arasında güç birliği oluşturacak bu proje için emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım..
Özellikle de bu projelerin fikir babası olan Beşiktaş Yönetim Kurulu üyesi, aynı zamanda Avrasya Beşiktaşlılar Cemiyet Başkanı Selçuk Aydoğan’a sonsuz teşekkürler.
Sağ olsun, var olsun…
